logo

reklam

“KIYI KENAR ÇİZGİSİ YENİDEN TESPİT EDİLSİN !”

 

Samandağ ilçe Kaymakamlığı tarafından düzenlenen, kıyı kenar çizgisi ile ilgili toplantı geçtiğimiz hafta gerçekleşti. Zaman zaman gergin dakikaların yaşandığı toplantıda İlçe kaymakamı 31 Aralık 2017 tarihi itibari ile Hz. Hızır Türbesinin solunda kalan işletme ve meskenlerin yıkımının gerçekleşmiş olacağını, sağ taraf için ise tarihin bilinmemesine rağmen vatandaşın yıkıma hazırlıklı olması gerektiğini belirtirken; Kıyı Kenar Çizgisi Mağdurları, ilçe kaymakamına seslenerek ‘siz buradan gittiğinizde sizi ev yıkan olarak hatırlamak istemiyoruz’ ifadesinde bulundular. Belediye Başkanı Mithat Nehir’in devlet erkanından ilçemiz kaymakamı dahil baskı gördüklerine işaret ederken, İlçemiz Kaymakamı Dr. Çelik iddiaları reddederek bu ifadeye kırıldığını belirtti. Kıyı Kenar Çizgisi Mağdurlarından Mevlüd Oruç, bu yıkımın gerçekleşmesinin yasal bir dayanağı olmadığı yönünde ısrarcı olurken, söz konusu yıkımda ısrarcı olunursa İlçe Kaymakamı dahil, Belediye Başkanına karşı dava açarak suç duyurusunda bulunacaklarını dile getirdi. Avukat Şükran Dağ Cabir konuşmasında Kıyı Kenar Çizgisi yıkımı sonrası gerçekleşmesi ihtimal bir gündemi dile getirerek tartışmaya farklı bir boyut kazandırdı.     

Kültür Merkezi toplantı salonunda gerçekleşen toplantıya Kıyı Kenar Çizgisi Mağdurları yanı sıra ilçemiz Kaymakamı Dr. Cahit Çelik, Belediye Başkanı Mithat Nehir, Samandağ Mal Müdürü Neriman Tıraş, İlçe Emniyet Müdürü Mustafa Ateş, Esnaf Odası Başkanı Refik Gümüşoğlu, sivil toplum örgütleri, Siyasi Parti Temsilcileri ile Kıyı Kenar Çizgisi Mağdurlarının avukatları katıldı.

YIKIM BÜZ FABRİKASINDAN BAŞLIYOR…

İlçemiz Kaymakamı Cahit Çelik, ilçemizde 1992 yılında Hz. Hızır Türbesinin sağında ve solunda Milli Emlak denetçilerinin yaptığı tutanak neticesinde tapu iptallerinin yapıldığını belirterek, “bu toplantının amacı kıyı mevzuatı ve türbenin solundan başlayarak Asi Nehrine doğru mevcut yapıların yıkımı ile ilgilidir” ifadesinde bulunarak, 3621 sayılı kıyı kanunu ile ilgili kıyı mevzuatının 43. maddesi, kıyı kanunun 16. Maddesi, kıyı kenar çizgisinin 6. Maddesi konusunda bilgiler verdi. Kaymakam Çelik, Hz. Hızır türbesinin sol kısmında 232 parselin bulunduğunu bu parsellerin 72 adedinin belediyeye ait olduğunu belirtti.

“KAMU MENFAATİ İÇİN YIKIM HAK”

İlçemiz Kaymakamı, “Samandağı’na ilk geldiğimde açıkçası o güzel denizi görmek yerine kötü binayla karşılaşınca çok üzüldüm. Çünkü Avrupa’da sahillere baktığınız zaman çok geniş çok temiz olduğunu görüyorsunuz. Maalesef sadece burada değil Türkiye’nin hemen hemen her yerinde kıyılarımız işgal altında”dedi.

Kıyı, Kıyı Kenar Çizgisi ve Kıyı kanunu mevzuatı hakkında katılımcılara bilgi veren İlçemiz Kaymakamı Dr. Çelik, “yıkımı kimse tercih etmez, fakat burada 20 – 25 yıl devam eden hukuk davaları var. Bazıları sonuçlandırılmış bazılarının da tazminat davası devam ediyor. Tapu iptalleri başta vatandaşın canını acıtmıştır. Ama genel olarak kamu menfaatine baktığımızda haklılık arz ediliyor. İptali istenen toplam parsel sayısı 232 bunların 72 tanesi Belediyenindir. Belediye ve bazı mülk sahiplerine toplam 42 milyon 400 bin tl ödendi. Hiçbir kaymakam yıkımı sevmez. Yıkım demek kurulan bir düzeni bozmak demek. Burada sonuçta yaklaşık 25 senedir devam eden kesinleşmiş yargı kararları var. Bu Yargı kararları çerçevesinde de sonuçta ilgili kurumlara ve şahıslara ödemeler yapılmış. Bundan dolayı da devlet haklı olarak alanları boşaltın diyor.

Bu tapu iptallerinin belki vatandaşların canını yakacağı doğrudur. Ama genel olarak baktığımız zaman sonuçta orada bireysel olarak vatandaş mağdur olacak fakat sol tarafı tamamen temizleyip vatandaşa açmak istiyoruz. Burasını tamamen kıyı kanunlarının ön gördüğü şekilde yeşil alan yapılmak üzere verilmek zorunda.

Burada mahkeme kararı değişmedikten sonra yapılacak hiçbir şey yok. Yıkım için herkes hazırlığını yapsın. 31 Aralık Son. Yani 01.01.2018 yılında biz yıkıma başlamak istiyoruz.

Sonuçta Samandağ halkının kullanımına açacağız burayı. Orada ne işyeri ne işletme istemiyoruz” dedi.

Biz hepimiz soldayız…

‘Evimizi başımıza yıkmaya çalışıyorsunuz’ diyen Mülk sahiplerinden Mevlüd Oruç, “bizim hiçbir zaman kötü niyetimiz olmamıştır. Yıkım kararı olmadan burayı yıkmanız suç teşkil ediyor.

Oruç, “Sayın kaymakamım en başta sizin ve belediye başkanımızın yıkım kararıyla birlikte suç işlemiş olacağınızı özür dileyerek belirtmek istiyorum. Burada insanların evleri barkları var. Siz burayı yıkamazsınız. Kanun olarak mahkeme her ne kadar tapu iptal kararları vermişse de bu kararda ev ve iş yerlerinin yıkım kararı yok. Siz buranın yıkımını gerçekleştirmek istiyorsanız yıkım kararı çıkarttırmanız gerekmiyor mu?

Şimdi bu ayrı bir süreçtir yani mahkeme tapu iptali verdi diye veya bazıları tazminatını aldı diye siz kendi kararınızla veya belediye başkanının insiyatifi ile orayı yıkamazsınız.

Bu yıkım gerçekleşecek ise özür dileyerek sizi de Belediye başkanını da şikayet edeceğiz. Biz kıyı kenar çizgisinin yeniden tespit edilmesi gerektiğine inanıyoruz.Samandağı’nda var olan kıyı kenar çizgisi değildir, biz kıyı kenar çizgisi mağduru değiliz. Biz yanlış tespit edilen kıyı kenar çizgisi mağduruyuz. Onun için adını doğru koyalım. Siz bizi buraya kanunları okuyup evinizi başınıza yıkacağız demek için mi çağırdınız? Kaymakamım Deniz kesiminde kıyı çizgisinden sonra kara yönünde su karakterlerinin oluşturduğu kıyı kumsalından oluşan kumluk, kayalık, taşlık, sazlık ve benzeri alanların yeniden bilimsel ve doğal olarak yeniden tespit edilmesini istiyorum. Yanlış tespit edilmiş. Bize Avrupa’yı örnek gösteriyorsunuz. Lütfen Kaymakamım bunu Ankara bilmiyor, Ankara’ya bildirmek zorundayız. Biz hakkımız aramak için Belediye başkanını da, sizi de şikayet etmek zorundayız. Bu yıkım bir tek Samandağ’da niye Kaymakamım alevi olduğumuz için mi bu uygulama var? Siz devletle halkı karşı karşıya getiriyorsunuz. Biz soldaki işletmeleri konuşuyoruz diyorsunuz biz hepimiz soldayız” dedi.

Senden daha aleviyim…

Oruç’un çıkışına tepki gösteren İlçe Kaymakamı Dr. Çelik, “bu ayrımı yapmış olmanız gerçekten çok üzücü. Bu memlekette siz ne kadar aleviyseniz ben o kadar aleviyim. Böyle bir tutum söz konusu değil.  Türkiye’nin diğer yerlerinde neden Samandağ gibi kıyı kenar çizgisi uygulanmıyor. Bunu siyasi ve kasıtlı bir karar olarak görüyoruz. Bizler kıyı kenar çizgisinin yeniden belirlenmesini talep ediyoruz ”dedi.

Devlet ana da yanlış yapabilir, düzeltelim….

Biyokimya – Klinik Mikrobiyoloji uzmanı Edibe Rahbay ALTUNÖZ, “daha önce devlet eliyle yapılan kum talanı ihaleleriyle deniz evlere çekildi. Bizim 70 yıllık evimizin yeri şuan tapu iptali davası açılmış durumda herkes gibi bizde mağduruz. Kendimizi mağdur hissediyoruz zira kıyı kenar kanunu bizim için yanlış uygulanmakta biz bu kanıdayız. Bir kere kıyı kenar çizgisi yanılmıyorsam 1972 yılına kadar sadece tespit edilmişti ve o çerçevede hiçbirimizin mağduriyeti söz konusu değildi. Biz devlet eliyle oradaki iş yerlerimizi evlerimizi para karşılığında devletten satın almışız 70 yıldır da vergisini ödemekte olduğumuz yerlerdir buralar. Siz buraya 4-5 yıl önce geldiniz sayın Kaymakamım ben 1964 doğumluyum doğma büyüme buralıyım ve ben sadece yaşadıklarımı şahit olduklarımı devlet anaya sizin nezdinizde anlatmak istiyorum. Arkadaşlarımın isyanlarını haklı olarak siz mazur görün çünkü sonuçta evimiz başımıza yıkılmak isteniyor. Burada bir kıyı kenar çizgisi sorunu yok burada yanlış tespit edilen kıyı kenar söz konusu bundan 20 yıl öncesinde Aspava veya Barikan veya Kel Sabitle deniz arasında en az 50 metrelik bir alan vardı. Devlet eliyle yapılan bu ihalelerin sonucu kıyılarımız talan edildi. Ben aynı zamanda o yıllarda Çevre Derneği üyesiydim biz o tabana karşı çıktık, bizi pompalı tüfeklerle kovaladılar. O yıllarda Özel idare kanalıyla yapılan ihalelerde yıllarca orada kıyıdan kumlar çekildi. Ve çekilen kum yerine deniz geldi. Bizim evlerimiz denize doğru gitmedi deniz evlerimize doğru geldi. Ve bu durumda sanki biz hakikaten kıyıyı tecavüz etmiş duruma düştük  öyle değil. Buraya empati kuracağınınzı ümit ederek geldim. Burada biz yeniden kıyı kenar çizgisinin sizin öncülüğünüzde yeniden tespit edilmesini istiyoruz. Çünkü şimdi kıyı kenar çizgisini nerede bittiğini nerede başladığını bilmiyoruz. Lütfen yeniden bilimsel yollar çerçevesinde kıyı kenar çizgisinin tespit edilmesini istiyoruz. Ve sizin söylediğiniz yeşil alanlar küçük büfeler kamu yararına bütün o alanlar bizim tapularımız iptal edilmeden devlet ve halk elinde biz bunu yapabiliriz orası bizim ekmek teknemiz. Bizim gidecek başka yerimiz yok, kıyı kenar çizgisi tespiti yeniden yapılsın yeniden nerede ne var ne olmuş kıyı neleri götürmüş zamanın kıyı talanı bize nelere mal olmuş onu bir görelim ve tapu iptali olmadan bize imar vermeyin sadece küçük prefabrik büfeleler yapabiliriz. Biz çok bina derdinde değiliz ama yeter ki tapumuz iptal edilmesin. Devlet hakikaten bu konuda bize yanlış yapıyor. Ve devlet anada olsa yanlış yapabilir ama bizde o yanlışı el birliğiyle düzeltme talebi içindeyiz” dedi..

Benim gücüm hukuk’un üzerinde değil…

‘Ortada mahkeme kararı varken ve tapu iptal söz konusuyken benim kalkıp orada böyle bir işlemi başlatmam ancak mevzuat izin verirse olabilir’ifadeleri ile Rahbay’a cevap veren İlçemiz Kaymakamı Dr. Çelik, “mevzuat izin vermediği sürece hiçbir şey yapamam. Benim gücüm hukuk üzerinde değil sonuçta benim yaptığım her idari işlemde sonuçta hukukun denetimine tabi. Şunu bilmek zorundayız, hukukun verdiği karara bende uymak zorundayım. Sizde uymak zorundasınız, herkes uymak zorunda. Sonuçta ben Mahkemenin verdiği kararı uygulamak zorundayım” dedi.

Kıyı kanununa 28 Ocak 2015 yıllında değişiklik yapılması yönünde AKP tarafından meclise bir tasarı verildi. 

Avukat Şükran Dağ Cabir, “Yasallık ile meşruluk ayrı şeylerdir Sayın Kaymakamım yaptığınız iş yasal olabilir ama ben meşru olmadığını düşünüyorum. Mahkeme tapuların iptaline karar verdi doğrudur ama mahkemelerin yıkıma ilişkin bir kararı hali hazırda yok bu bir. İkincisi siz dediniz ki bazı arkadaşlar sosyal medyada yazıyor ‘İsrail’deki şirkete kiralanacak saçma sapan bir şey’ Sayın Kaymakamım saçma sapan değil ! Siz buranın mülki idare amirisiniz amenna ama yarın bir gün Bakanlık yabancı sermayeye burada bir petrokimya şirketi yönünde izin verirse siz buranın mülki idari Amiri olarak engelleyebilecek misiniz? Engelleyemezsiniz!. Hukukçu olarak ısrarla söylüyorum kıyı kanununa 28 Ocak 2015 yıllında değişiklik yapılması yönünde AKP tarafından meclise bir tasarı verildi. Çünkü o tarihe kadar kıyılarda haklısınız vatandaş yada devlet yada herhangi bir kimse bir çakıl bile alamaz bir avuç kum bile dökülemez yapı yapamaz.

BAYERGEN diye büyük bir firma Suudi Arabistan’dan sermaye sağladığı başka bir firmayla İskenderun sahilinde Petro kimya firması kurmak istedi. Kıyı kenar kanunu 3621 sayılı yasa buna engel olduğu için o firma kurulamadı.

Ondan sonraki kısmına geldiğimizde mecliste Haziran 2016 yılında kıyı kanununa verilen bir istismar ile kıyılarda kamu için önemli olan işletmelerin kurulabileceği bir yasal değişiklik yapıldı. Tamam buyurun yapın vatandaşta çekilsin orası herkesin kullanımına açık olsun amenna ama yarın bir gün 2 sene sonra 3 sene sonra ne siz, ne Sayın Başkan, ne bizler eğer burada özellikle yabancı sermayeli bir firma, bir Türk firmasıyla Petro Kimya firması yada başka herhangi bir işletme kurmak isterse atıyorum Rüzgar Enerji Santrali kurmak isterse çünkü bunların kamu yararı var ne siz ne biz engel olamayız çünkü yasa buna izin veriyor” dedi.

Av. Nida Hüzmeli: Ekonomik direnç kırılıyor…

Av. Nida Hüzmeli, “Mahkeme kararı değiştirilemez diyorsunuz ancak bahsedilen kıyı kenar çizgisinin geçtiği metre ne kadar? Belirlenen metre ne kadar acaba şuan kıyıda kalan alanlarımı kapsıyor mahkeme kararı. Bir de bu konudaki mağduriyetlerin giderilmesi gerekiyor. Bunun yanı sıra özellikle vatandaş olarak bunu sormak istedim. Mademki burayı kamu yararı gözetilsin diyorsunuz kamu yararı ilçe sahil şeridindeki mülkiyet hakkı yiyorsunuz. Anayasal hakkı ihlal ediliyor. Yıkım kararı kanunen gönderilmesi gereken hukuki bir işlemdir.Haklarımızı savunabilmek ve savunma hakkı bakımından bizim itiraz haklarımızı kullanılması bakımından bunu ilgili birimlerin ilgili idarenin yerine getirmesi ebetteki önemlidir. Bunun yanı sıra bir vatandaş olarak biz de mağduruz biz dünyanın en uzun ikinci sahiline sahibiz. Bunun yanı sıra Balığımızla meşhuruz Hatay’ın birçok kesimi sadece balık yemek için ilçeye akın akın gelmekte. Zaten turizm sektöründe Samandağ’ın küçük bir yer olması bakımından herhangi bir yapılanma ve teşvik söz konusu değil. Bu teşviklerin arttırılması gerekirken yapılan çalışmışların teşvikleri azaltması ve turizme sağlayacağı katkıları azalttığı kanaatindeyiz. Sahilimiz ne yazık ki çöplükten geçilmiyor, oldukça bakımsız ve bunun yanı sıra düzgün şekilde işletmelerin açılması ve bu işletmeleri teşvik etmek gerekirken bu şekilde yapılan yapılanma Samandağ halkına ekonomik direncini kıracak niteliktedir. İlçede bir dalga kıran bile yapılmamışken, park hayal değil mi? Kamu otoritesi halkı mağdur etmemeli” dedi.

Vahap Duran: Burada şehit hakkı var…

Mülk sahiplerinden Vahap Duran, “bizim dini görüşümüze göre Allahın yanında hiçbir şey kaybolmaz. Burada yetim hakkı, burada kul hakkı var, burada şehit hakkı var” dedi.

Av. Zeynel Kadayıfçı söz alarak “Halihazır Belediye Vekili ve ayrıca deniz’de bir fakirhanesi olan yüzlerce mağdur kişilerden bir tanesi olarak ve mağdur bir kişi olarak konuşmak için bana bu fırsatı verdiğiniz için teşekkür ederim.

Bu zamanda en çok ihtiyaç duyduğumuz Toplum ile Devlet arasında hoşgörü ikliminin sağlanması ve arttırılması bakımından bizi anlamak üzere burada bir araya getiren başta Samandağ ilçesi Kaymakamı Cahit Çelik’e teşekkür ve saygılarımızı sunmak isteriz.

Sayın Kaymakamımız işin başında ve tapuları aldığımız 1960’lı yıllarda Samandağ ilçesinde olmadığından, bizi daha iyi anlaması temennisi ile geçmişten başlayarak bugünlere nasıl geldiğimiz, hangi yersiz ve haksız hukuki süreçlerden geçtiğimiz  hususunda izinleriyle  kamuoyu ile birlikte kendilerini aydınlatmak ve bilgilendirmek mecburiyeti doğmuştur.

Bunun için sırası ile önce ilçe halkının tek taraflı bir irade ile nasıl mağdur edildiğini devamında da şu anda fiili durum yaratılmak istenmesi karşısında bu iradenin  hukuki ve cezai mesuliyeti ile ilgili  bir  sakıncayı ilgi ve dikkatlere sunduktan sonra nihayet kamu yöneticimiz Samandağ ilçe Kaymakamımız Cahit Çelik’den  sonuç, istek ve temenni ve beklentilerimizi  arz etmek isterim”dedi.

Soru cevap şeklindeki sunumunu okuyan Mağdur Deniz Sakinlerinden Av.Zeynel Kadayıfçı;

Denizde oturan ilçe halkı vatandaşının mülkiyet durumu var mı nasıldır?; Denizde oturan ilçe halkı,ne geçmişte ne de bugünkü haliyle asla  gecekonducu ya da toprak işgalcisi değildir.Olmamıştır. İlçe halkının tamamı,TC.Devletinin resmi kayıtlarına itibar ederek ve bedelini de son kuruşuna kadar ödeyerek mülkiyet hakkı sahibi olmuş ve Devlet tarafından kendilerine 1960 yılından beri  tapu senedi vererek,bu şekilde  Tapu sahibi olmuş kişilerdir.İlçe halkı,bahse konu yerin özel mülkiyetini İhaleye girerek ve yapılan ihale sonucunda bu yerin bedelini son kuruşuna kadar ödeyerek mülk sahibi olmuş kişilerdir.

Ancak ilginç bir noktanın altını çizmek isteriz.O da şu : Bahse konu parsel satışları yapılmazdan önce o zamanki TC.Bayındırlık ve İskan Bakanlığından görüş ve izin istenmiştir.Yani söz konusu bu satışı yapabilir miyiz diye ? TC.Bayındırlık ve İskan Bakanlığı da 10/05/1961 tarihinde belediyece sorulan ve kendilerine sunulan satış Paftasını detaylıca inceledikten ve satışta bir sakınca görmedikten sonra satış paftasını   onaylamıştır.İşte bu onaydan sonra belediye ,1961 yılından başlamak üzere  satış işlemlerini gerçekleştirmiştir.Hatta daha da ötesi var.O yıllarda yaşayanlar bilir. Dönemin Hatay Valiliği, bu parsel üzerinde bina inşa eden öncü kişilere, bedelsiz olarak inşaatları için bina taşı göndermiş ve ilk evi yapanlara ayrıca altın vererek ödüllendirip teşvik etmiştir.Buradaki samimi  amaç,Samandağına bir mahalle daha oluşturup ilçede turizmin inkişafını sağlamak ve ilçe halkına ve belediyesine gelir sağlamaktan başka bir şey değildir.

İlçe halkı devletin bu iznine ve Valiliğin bu teşvikine itibar ederek satışa arz edilen ve sonradan da tapuları iptal edilen bu yerlere müşteri olmuş ve taşınmazları  gerek ilk elden gerekse bu günlere kadar tedavüllü olarak bu şekilde satın almıştır. Satım işlerinden sonra her vatandaş gibi aldığı bu yer için yıllarca Devletine Emlak Vergisi ödemiş.Su , Elektrik,Telefon abonesi olmuş ve bu yöndeki ödemelerde bulunmuş  ve hiçbir sıkıntı ile karşılaşmadan bu haliyle evlerini 30 yılı aşan bir süreden beri  mesken olarak kullanırken ve aradan 30-40 yıl geçtikten sonra 4/4/1990 tarihinde TC.Devleti KIYI YASASI adı altında tek taraflı olarak bir yasa çıkarmıştır.Ve bu yasa  Türkiye’de her ne hikmetse sanki Samandağ’da daha önce Fransızlar tarafından yapılmış bir kıyı çalışması yok kabul edilmek suretiyle  ilk uygulama yeri olarak Samandağ İlçesi seçilmiştir.Yani tapuları iptal edilen ilk yerlerden bir tanesi Samandağ İlçesi olmuştur.Bu kıyı yasasına göre 6 Adet farklı farklı kıyı kenar çizgileri saptanmıştır.En son yapılan kıyı çalışmasında ilçemiz halkının mülkiyet hakkı korunmuş ancak bu çalışma tamamlanmadan değiştirilerek vatandaşlarımız aleyhine ve mülkiyetleri kıyı kenar çizgisine dahil edilmiş ve Türkiye’de ilk kez Samandağ ilçesinde vatandaşların mülkiyet haklarına son vermek üzere maliye tarafından TAPU İPTAL DAVALARI AÇILMIŞTIR.Ki sanki bu satışı daha 1960 senesinde Devlet izin vermemiş gibi bu tapu iptal davaları açılmıştır.Yani vatandaş evinde mesken olarak otururken bunun aleyhine tapu iptal davası açılmıştır.

  1. Devleti Maliye Bakanlığı aradan 30-40-50 sene sonra ilçe halkına verdiği yüzlerce tapuları, sonradan tek taraflı olarak çıkardığı 3621 sayılı bu kıyı yasasına dayandırarak mahkeme kararı ile bila bedel,yani bedelsiz olarak iptal etti. Ve böylece Samandağ ilçe halkını mağdur etti. Bunun eşi benzeri ülkemizde azdır.Ülkemizde bir sürü yer denizin suyunun içinde bulunurken bu yerler aleyhinde üzerine gidileceği yerde ilçemizin hedef alınması, ilçe halkını son derece üzüp rahatsız etmiştir! Ellerindeki tapusu iptal edilen vatandaş,mecburen ve istemeyerek AİHM ne gitmiştir.AİHM.vatandaşın elindeki tapuların yukarıda anlatıldığı şekilde elinden alınmış olmasını, ağır bir mülkiyet ihlali olduğuna karar vermiş ve tc.hükümeti aleyhine tazminata dair karar vermiştir.ayrıca türk yargıtayına bundan sonra alacak davaları açacak olanlara tazminat verilmemesini eleştirip bu haklarının tanınmasına karar vermiştir.

Vatandaşlarımız tapularına kavuşacakları yerde, tapu iptaline karşı SIRF  alacak davası açmak zorunda bırakılmış ise de devletin vatandaşına verdiği bedel, taşınmanızın ancak onda biri olup bir sus payı miktarı kadardır. Aslında ilçe halkı alacak davası açmak istememiştir.İlçe halkı,kendisine bizzat devlet eliyle satılan tapularının kendilerine iade edilmesini istemiştir.Ancak ilçe halkının sahip olduğu bedel,Alacak  hakkı kanunen zaman aşımına uğrayıp ölmesin ve yine yasa engeline takılmassın  diye ve istemeye istemeye mecburen alacak davası açmıştır

Ancak Şunu Vurgulamak İsteriz Ki: Maliyenin tapu iptal karşılığı olarak ilçe vatandaşına  ödediği tazminatın 2 veya 3 katını vatandaş, bizzat tapuyu iptal eden maliye’ye vererek tapusunun kendisine tekrardan  iade edilmesini istemektedir.Yani tapusu elinden alınmış olan ilçe halkı, maliyenin kendisine tazminat olarak verdiği bedelin 2 veya maliyece takdir edilecek olan daha fazla bir bedeli yine bir kez daha maliye’ye vererek taşınmazının kendisine iade edilmesini istemekte ve beklemektedir. İlçe vatandaşı, aldığı tazminattan memnun değildir.Tazminat miktarı az ya da çok olsun önemli değildir.İlçe halkı para miktarı peşinde hiç değildir.İlçe halkı, devletimizin baba şefkatini görmek ve tapularının ne şekilde olursa olsun kendilerine iade edilmesini istemektedir.Devlet eliyle mülkiyet hakkının son verilmesini içine sindirememektedir.Zira yüce devletimizin prestijini her şeyden daha üstün görmektedir.Devlete güvenerek tapu sahibi olmuştur. Tekrar etmek gerekirse ilçe halkı, kendisine maliyece verilen tazminat parası yine maliye’ye  derhal iade etmeye ve baştan beri sahip olduğu mülkiyet mesken yerine ilişkin özel tapusuna kavuşmak için gerekirse maliye’ ye cebinden aldığının 2 veya 3 hatta daha fazla miktarını ödemeye hazırdır.

Yukardaki anlatımdan da anlaşılacağı gibi ortada devletin topraklarını zorla işgal eden,bu yerlerde çadır açan,kaçak ve ruhsatsız iş veya  inşaat yapan,  işgalci veya gecekonducu bir halk yoktur.Bu böyle biline.Bedeli son kuruşuna ödendikten sonra Devlet eliyle kendilerine  Tapu senedi verilerek tapu  sahibi yapılmış iken şimdilerde  tapusuz bırakılmış ve böylece  mağdur ve mazlum edilmiş  bir halk vardır.

Bu durumun fiili bir durum ile oldu bitti’ ye getirilmesi asla doğru değildir.Bir oldu bittinin toplumda bırakacağı derin ve yıllarca kalıcı  travmanın izahına lüzum yoktur. Değerli Yöneticilerimizden kendilerini bizim yerine koymaları ve empati yapmalarını bekliyoruz.Devlet ve Halk arasında köprü kurmalarını özellikle bu karışık ortamda hasretle bekliyoruz.İlçe halkının daha çok yara almasını değil ilçe halkını Devlet ile el ele barıştıracak çare ve çözümler ve müjedeli haberler bekliyoruz.Ev ve mesken yerlerini yıkarak değil. değerli yöneticilerimizden. Devletimizin yüceliğine  güvenerek şefkatli ellerin mağdur ve mazlum Samandağ halkı olan ! bize uzatılmasını ve sözde yaratılmak istenen bu fiili durumun derhal engellenmesini  tüm iyi niyetimizle beklemekteyiz.

Maalesef  Tapularımızı iptal eden mahkeme kararında aynı zamanda binalarımızın da yıkılmasına dair mahkemece her hangi bir hüküm ya da karar var mı?

İşin diğer kritik tarafı da şu: Tapu iptal kararlarına yakından bakıldığında: Mahkemece yıkıma dair verilmiş Asla böyle bir hüküm veya karar yoktur. Yani tapularımızın tamamı, düz bir parsel veya boş bir arsa değildir. Üzerinde yaşamakta olduğumuz ve mesken ve işyeri olarak kullandığımız bina ve ev yerlerimiz bulanmaktadır. Mahkemece her ne kadar tapu iptal kararı verilmişse de bu kararla birlikte veya ayrıca bundan başka bina yerlerimiz aleyhine verilmiş olan herhangi bir el atmanın önlenmesi yada binanın yıkımına dair her hangi bir kararı yoktur. Ortada tapu iptal kararı var ise de vurguladığımız gibi bir yıkım kararı aya da el atmanın önlenmesi kararı yoktur.Tapunun iptal edilmiş olması veya kimi vatandaşların tazminat parası almış olması,hukuken ve teknik olarak binaların yıkımını da icap ettirmez.Zira yukarda da belirtildiği gibi yıkıma ilişkin verilmiş herhangi bir mahkeme kararı yoktur.Bu nedenle bu teknik hukuki durumun dışına çıkmak ve aksi şekilde davranmanın, cezai ve hukiki mesuliyet yaratacağı gibi toplum ile devlet arasındaki köprünün de zarar görmesine yol açmaz mı ?

Yukarıda izah edildiği üzere mahkemece tapuların iptalinden başka binaların da yıkımına ve el atmanın önlenmesine dair bir yargı kararı yoktur. Tam tersine bizim tapuları iptal eden maliye, bizlerden kira – ecrimisil tahsil cihetine gitmiş ve kendi nazarında bizlerden ecrimisil tashılatı yapmaktadır. Yani bizi kayıt altına almış ve bizden senelerce geriye giderek binlerce liralık ecrimisil tashilatı yaparak, bizlerin binalarımızdan yararlanmasının yasal yolunu kullanmıştır.Bizler de önceden tapu sahibi olduğumuz mesken yerlerimize yüce devletimiz böyle uygun bulduğundan bu kerre Kiracı olduk (daha doğrusu yapıldığımızdan) bu sefer her daim, devletimize karşı boynumuz kıldan incedir şiarı ile  binlerce liralık kira ödemekteyiz.

Değerli yöneticilerimizi de asla  zor durumda bırakmak istemiyoruz.Hatta vatandaş ile Devlet arasındaki köprü ve diyalogun bozulmaması adına şunu arz ediyoruz.       Bizler, içinde oturduğunuz mesken ve iş yerleri için bu günden sonra inşaat ya da onarım ruhsatı talebimiz yoktur.Olmayacak da.Naçizane şunu arz ediyoruz:

Mevcut bina ve yapımızın ekonomik ömrü tamamlanana kadar evimizde iş yerlerimizde oturma hakkımızın bir oldu bitti ile yasalara ve insan haklarına aykırı olacak şekilde elimizden alınmasının, engellenmesini talep ediyoruz.

Son çözümlemede şunu düşünmeden edemiyoruz? Şu hassas süreçte toplum ile devlet arasındaki diyalog ve köprülerin daha sıkı muhafaza edilmesini istiyoruz. Ve en önemlisi değerli yöneticilerimizden; yukardan beri anlatıldığı şekilde tüm mağdur ve mazlumiyetimize ve başımıza gelen bu felaketler karşısında toplum ile devlet diyalogunun Ev ve işyerlerimizin  yıkım yapmak ve meskensiz bırakmak  yerine bugünlerde her zamankinden daha fazla ihtiyaç duyduğumuz  barış ve hoşgörü iklimini  daha da arttırıp geliştirilmesi için yerimize EMPATİ yapmalarını ve değerli yöneticilerimizden ne şekilde olursa olsun yukarıdaki mağduriyetlerimizin giderilmesini saygıyla  talep ediyoruz” dedi.

Daha sonra söz alan Esnaf Odası Başkanı Refik Gümüşoğlu ‘Esnaf Sanatkarlar Odası Başkanı, ” esnaflarımız 6 yıldan bu yana hep krediyle ayakta kredilerini zor ödüyorlar. Sizin de bildiğiniz gibi devam eden davalarımız var parasal anlamda devam eden süreç var yani Allahın izniyle sizin de katkılarınızla bu kıyı kenar çizgisi yeniden düzenleneceğine inanıyorum. Arkadaşlarım adına istirham ediyorum” dedi.

CHP İlçe başkanı İbrahim Aydoğan ‘Sizin iyi niyetinizden bu toplumun hiçbir şüphesi yok dolayısıyla arkadaşlarımın bu hususta mağdur edildiği kesin şu veya bu şekilde bizler sizden arkadaşlarında dediği gibi insiyatif kullanmanızı istiyoruz. Yıkım konusunda bir çare varsa toplumsal barış ve arkadaşlarımızın haklarını koruma adına insiyatifinizi kullanmanızı istiyorum”dedi.

Belediye başkanı Nehir: Benim dönemde yapılan tüm binaları yıkacağım…

Samandağ Belediye Başkanı Mithat Nehir, “O bahsini ettiğiniz çok ünlü 25 milyonla ilgili de nereye gittiği daha Ankara’dayken nereye gittiği kaçta kaçının devlet masasına tekrar edildiğini lütfen biraz araştırın okuyun. Değerli arkadaşlar ben sizlerin bu yaşadığınız mağduriyetin tarafı değilim. Zorla sizin evlerinizi yıkmak ta istemiyorum öyle bir şey yok. Bizim Belediye yönetimine geldiğimiz günden bugüne yer yer personelimizin yer yer müdürlerimizin yer yer belki bizim kendimizin ihmal ettiği sıkıntılarda oldu.Kıyı Kenar Çizgisi içerisinde imarlar yapıldı. Kaymakam beyin bu konudaki hassasiyetini biliyorum bizim de gözümüzden kaçmış bundan dolayı tebligatlar baskılar vs. her türlü şey yapıldı. Şimdi ben sizin huzurunuzda şunu ifade ediyorum Kıyı Kenar Çizgisi içerisinde çizgi içerisinde mülkiyeti devlete ait olan arazilerdeki benim dönemimde yapılan yapıları yıkacağım.

Bu şu anlama geliyor. Bugün sizin 1960’larda evi olanlardan bahsetmiyorum ben bizim dönemde özellikle 2017 yılında yapılan kimi imalatlar var bunu arkadaşlar biliyorlar. Burada bilerek isteyerek bizi yanılttılar. Yada arkadaşlarımızın göz ardı ettiği şeyler oldu bilmeden belki göz yumulan şeyler oldu. O hatayı düzelteceğiz. Ben yasal suç işleyeceğim en sizlerin evlerinizi yıkmak için bir çalışma yapmayacağım. Siz hiçbir zaman bizim düşmanımız yada bizim öteki gördüğümüz sizin bizi öteki gördüğünüz bilerek isteyerek bize oy verip seçtiğiniz insan değiliz.

Ben sizin sıkıntılarınızı biliyorum ne acılar çektiğinizi ne sıkıntılar yaşadığınızı biliyorum ben 4 yıl önce Milli Emlak Gelir Müdürlüğüne deniz kıyısında 4 tane parkla ilgili talepte bulundum. Bize yer tahsis edin park yapalım yazısının cevabı hala gelmedi. Ben şundan çok emin değilim Kaymakamım Çok Özür diliyorum ama acaba bu yıkımdan sonra park yapabilecek miyiz ben bunun endişesini taşıyorum.

Şimdi bu konuda siz çok samimisiniz iyi niyetlisiniz doğrudur.Ama bizim devletle yaşadığımız sıkıntılar var devlet buraya çok samimiyetle, çok iyi niyetle davranmıyor. Zaman zaman adamına göre davranıyor. Bizde o adamlarından sayılmadığımız için bu sıkıntıları yaşıyoruz. Burada kimseyi zor durumda bırakma derdinde değilim. Ben başından beri üzerime gelen baskıların hiçbiriniz farkında değilsiniz. Valilikte toplantıya gidiyoruz valilik üzerimize geliyor Kaymakamlıta keza öyle başka kurumlara gidiyoruz aynı şeylerle karşılaşıyoruz. Şimdi şöyle bir şey var burada benim gücüm yetmiyor. Yıkım Kararı yok olmadığı için bu sürecin başlaması çok doğru değil. Biz karşı tarafta değiliz” dedi.

Belediye Başkanından sonra katılımcılara söz hakkı vermeyen İlçemiz Kaymakamı Dr. Çelik, belediye başkanının tutumunun ve ifadelerinin doğruyu yansıtmadığını belirterek ‘hiç bir daire çalışanımız zorlu bir irade altında çalışmamaktadır. Belediye başkanının bu tutumu beni çok kırdı. Onun söylediklerine katılmıyorum” dedi.

Haber:Ümit Sağaltıcı

Foto:Nazlı Hüzmeli

 

Share
131 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+4 = ?