logo

reklam
27 Ağustos 2016

 “KARANLIK VE ZOR BİR DÖNEMDEN GEÇİYORUZ”

 Hatay’da 9 Meslek Odası Ortak Açıklama İle Kaygısını Paylaştı

Hatay’daki 9 Meslek Odası Yönetimi ve Başkanı önceki gün bir araya gelerek yaptığı ortak açıklamada, ülkenin zor ve karanlık bir süreçten geçtiğine vurgu yaparak, bugünlere birden bire gelinmediğini, iktidarların ihmali ve göz yumması ile bugünlerin yaratıldığını savundu.

14172056_306860039666081_1075432985_n

Önceki gün 9 Meslek Odası Başkanı’nın ortak açıklamasını Mimarlar Odası Başkanı Mustafa Özçelik okudu. Özçelik, açıklamalarında; Diyarbakır, Van ve Elazığ’da yaşanan terör saldırılarından sonra 20 Ağustos’ta Gaziantep’te bir düğün evinin kana bulandığını kaydetti ve şöyle devam etti:

“Düğünlere bombalı saldırı düzenleyecek kadar alçak, gözü dönmüş barbarlığı, insanlara ve insanlığa karşı bu vahşeti, bu kini aklımız almıyor. Okul çağında olması gereken çocukların canlı bombaya dönüştürüldüğü bu gericiliği, bu cehaleti kabul etmiyoruz.

Ülkemizin her yerine bombalar yağıyor. İnsanları ve insanlığı katleden kirli terör saldırıları hepimizin yüreklerini yakıyor. Üst üste yaşanan terör saldırıları, yaşanan bu savaş hali ve kuşatılmışlık kaygılandırıcı ve ürkütücü… Her atılan bombada yaralanıyoruz, her atılan bombada ölüyoruz…

Ruhlarımız paramparça… İnsanlığı katleden bizi karanlığa mahkûm etmek isteyen, ülkeyi savaş ortamına sürükleyen tüm terör saldırılarını kınıyoruz.

Terör saldırılarında, yaşamını kaybeden insanlarımız için tüm halkımıza, yakınlarını kaybedenlere, baş sağlığı, bütün yararlılara acil şifalar diliyoruz. Nereden gelirse gelsin her türlü terör saldırısını kınıyor, savaşa karşı barışı, ölüme karşı yaşamı savunmaya devam edeceğimizi bir kez daha ilan ediyoruz.”

9 Meslek Odasının  ortak açıklamasında, bugünkü karanlık günlere birdenbire gelinmediğinin altını çizen Sözcü ÖZÇELİK şöyle devam etti:

“Yıllardır ülkemizi yöneten iktidarlar bu kaosu ilmek ilmek işledi. Önce cemaat ve tarikatlarla el ele vererek devletin bütün kurumlarındaki Atatürkçü, Cumhuriyetçi, İlerici ve Demokrat kadrolar tasfiye edildi. Boşalan kadrolar liyakat yerine yandaş ve cemaatçilerle dolduruldu. “Bugün anlıyoruz ki son yıllarda yapılan neredeyse her sınavın soruları çalınmış ve birilerine verilmiş.” Daha sonra bu ülkede yaşayan her insan, dini, mezhebi, etnik kimliği öne çıkarılarak ayrımcılıkla muhatap oldu. Kör topal da olsa yürüyen hukuk sistemimiz ortadan kalktı. Demokrasilerin vazgeçilmez unsuru olan GÜÇLER AYRILIĞI ilkesi GÜÇLER BİRLİĞİ’ne dönüştürüldü. Yasama ve Yargı Yürütmenin talimatlarıyla işlemeye başladı.

Bütün uyarıları dikkate almayarak yakın zamana kadar sürdürülen Cemaat koalisyonu, emperyalist güçlerin ülkemizi dizayn etmeye çalıştığı bu süreçte, Cemaati bir maşa olarak iktidarı ele geçirme amaçlı bir darbe sürecine kadar bizleri getirdi.

15 Temmuz 2016 günü yaşanan; halkın egemenliği temeline dayanan demokrasinin; baskı kurularak ve zor kullanılarak darbeyle ortadan kaldırılması girişimi tüm halkımızın demokratik direnme hakkını kullanarak karşı durması sayesinde bertaraf edilmiştir. Bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da asker sivil ayrımı yapmaksızın her türlü darbe girişimine ve vesayete şiddetle karşı olduğumuzu her platformda ifade ettik.

Demokratik sisteme karşı bu vahim girişimin; hukukun üstünlüğüne bağlılığın, kuvvetler ayrılığının, bağımsız yargıya olan ihtiyacın, tüm yetkilerin anayasaya bağlı olarak kullanılmasının, ifade özgürlüğü ve insan haklarının ne denli önemli olduğunu bir kez daha gösterdiğini umarak, parlamenter sistemin işletilmesi ve özgürlüklerin genişletilmesi gerektiğini ve bu kaostan ancak bu şekilde çıkılabileceğini ifade ettik.”

9 Meslek Odası Başkanı’nı temsilen açıklamalarını sürdüren Sözcü ÖZÇELİK, ülkenin OHAL sonrası durumuyla ilgili olarak da şöyle konuştu:

“20 Temmuz 2016 tarihinde ilan edilen OHAL kapsamında kamu kurumlarında başlatılan soruşturmalar neticesinde on binlerce insan açığa alınmış, gözaltı ve tutuklamalar gerçekleştirilmiştir. Ancak, idarelerde kurulan komisyonlar marifetiyle nerede, nasıl ve hangi esaslarda hazırlandığı belli olmayan listelerle cemaat/terör örgütleriyle hiçbir ilişkisi olmadığı bilinen Atatürkçü, demokrat, ilerici, aydın meslektaşlarımız da görevden alınmaktadır.

HAMOK bileşeni odalarımızın her dönem darbelerin ve dikta rejimlerinin karşısında olduğunu, her koşulda demokrasiyi savunduğunu belirtmeye gerek dahi yoktur. Ancak darbeye karışanlarla ilgili yürütülen soruşturmaların, görevden almaların şeffaf bir şekilde, insan hakları, hukukun üstünlüğü ve evrensel ilkeleri kapsamında yürütülmesine dikkat edilmesi gerekmektedir.

Tüm devletin içine yerleşmiş/yerleştirilmiş bu yapıyla ve benzer zihniyetle mücadelenin yolu, öncelikle demokrasinin tam anlamıyla hayata geçirilmesi, yargı bağımsızlığının sağlanması ve laiklik ilkesinin sahiplenilmesiyle mümkündür. Ülkemizde demokrasinin hâkim olması için darbelerin ürünü olan OHAL yerine, parlamenter sistem işletilmeli, özgürlükler genişletilmelidir.

Bu politikalar sonucunda Hatay en çok etkilenen iller arasında hatta başındadır. Ekonomimiz durma noktasına gelmiştir. Esnafımızın maalesef dayanma gücü kalmamıştır. Krizin daha da uzaması durumunda Hatay’da daha büyük ekonomik sıkıntıların ortaya çıkacağı ve bunun da sosyal ve toplumsal sorunlara yol açacağı aşikârdır. Bankalar, Hatay’ı da kapsayan sınır illerini riskli bölge ilan ederek İşadamlarımızın ve esnafımızın kredi revizelerini yapmamaktadır. Hükümetin acil olarak Hatay’a yönelik bazı ekonomik içerikli adımlar atması ve üreticinin önünü açması gerektiğini buradan yetkililere duyurmak istiyoruz.

Son gelişmelerden sonra, İktidar, çatışma ve kayıplara neden olan bu politikalardan vazgeçmesi yönünde atmaya başladığı adımlara devam etmelidir. “Yurtta barış, dünyada barış” şiarı ile girdiğimiz bu bataklık ve kaostan çıkmak, Ülkemiz ve bölgemiz açısından insani ve tarihsel bir sorumluluktur. Ölümlerin olmadığı, hiç kimsenin burnunun kanamadığı bir ülkede yaşamak hepimizin hakkıdır ve bu husus siyasi iktidarın öncelikli sorumlulukları arasındadır.”

Geçtiğimiz hafta içinde TBMM’den geçen yasa ile ilgili de HAMOK’dan yapılan açıklama şöyle:

“Yakın zamanda TBMM’de kabul edilen Uluslararası İşgücü Kanunu, Bireysel Emeklilik Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Yatırımcıların Proje Bazında Desteklenmesi, İki İl Merkezinin Değiştirilmesi ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapan Torba Yasa ve TBMM gündeminde olan Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, aynı projenin ürünleri olup, birbirlerini tamamlayan paketlerdir. Bu paketin içine tüm ülke serveti konulmuştur ve Türkiye Varlık Fonu ile bu servet bir anonim şirkete teslim edilecektir.

Bugün, darbe girişimi bahane edilerek, ülke serveti diyebileceğimiz, kent merkezleri, Cumhuriyetin aydınlanmacı kurumlarının varlıkları, kültür varlıkları, kıyılar, ormanlar, meralar, kentler satılığa çıkarılmıştır. Emekçilerin kıdem tazminatları için biriken fonlara ve bundan sonra zorla tasarruf yaptırılacak bireysel emeklilik primlerine el konulmaktadır. El konulan bu servetin üzerine iktidarın kurduğu Türkiye Varlık Fonu Anonim Şirketi oturacaktır. Türkiye, uzun bir süredir yenidünya düzeni, globalleşme, neoliberalizm gibi tanımlamalarla cilalanan vahşi kapitalizmin ekonomik ve sosyal politikalarına tümüyle teslim edilmiştir. Söz konusu düzenlemeler Anayasa’ya aykırıdır. Ne yazık ki, yargı kararlarıyla kamu yararının korunamayacağı bir dönemi yaşıyoruz. İdari işlem ve kararlar amaç yönünden incelenmemekte, iktidara sınırsız takdir hakkı tanınmaktadır. Bu durum sürdürülemez bir noktaya gelmiş olup, ülke talanına dur demek aynı zamanda ulusal güvenlik için hayati önem taşımaktadır. TBMM gündeminde bulunan “Türkiye Varlık Fonu Kurulması İle Katma Değer vergisi Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” de sosyal hukuk devleti ilkesinin tasfiyesinin devamı niteliğindedir.

Sonuç olarak, yaşadığımız bu kaotik sürecin ülke varlıklarına el konulmasında araç yapıldığını üzülerek görmekteyiz. TBMM’den beklentimiz bu talana dur diyerek, sosyal hukuk devletine ve dolayısı ile ülkeye sahip çıkmalarıdır.”

Hatay Akademik Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu adına, meslek örgütleri arasında düzenli bir iletişim ortamı oluşturmak, ortak sorunlar ve amaçlar çerçevesinde koordinasyon sağlamak, bilimsel ve mesleki platformların gelişmesine, demokratik ve organize bir toplum yapısını oluşturma sürecine katkıda bulunmak amacıyla 1993 yılında kurulduklarını hatırlatan Sözcü Mustafa Özçelik, şöyle devam etti:

“Anayasamızın 135’inci maddesine göre, Kamu Kurumu niteliğinde tanımlanan Meslek Odaları’nın, toplumun hak ve çıkarlarının korunması yönünde toplumsal sorumluluğu bulunmaktadır. Bu nedenle, Meslek Odalarımız, gerek kendi meslek alanlarında gerekse meslek alanlarıyla ilintili tüm yaşamsal alanlarda bilgi birikimini bütünleştirerek çözümler önermeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Bu bağlamda, ülke ve kent sorunları için çözümler önermeye, planlı, sağlıklı ve güvenli kentleşme açısından yerel yönetimlere katkı sağlamaya, toplumumuzun sosyal ve kültürel gelişimi için çalışmalar yapmaya bugüne kadar olduğu gibi, bundan sonra da devam edeceğiz.

Hatay’a yapılacak hizmetlerde; Büyükşehir Belediyesi, İlçe Belediyeleri ve diğer devlet kurumları arasındaki uyumsuz çalışmaları endişeyle yakından takip ediyoruz. Yıllardır hizmete susayan ilimizde belediyelerimizin siyasi çıkarlarını bir tarafa bırakarak uyum içinde çalışmalarını kamuoyu adına talep ediyoruz. HAMOK olarak, geçmişte olduğu gibi bundan sonra da ayrım yapmaksızın her türlü katkıyı vermeye hazırız.

Bizler, bu çalışmaları yürütürken, sesimizi kamuoyuna duyuran ve bizleri toplumla buluşturan siz basın emekçilerine de verdiğiniz katkı ve destekten ötürü, HAMOK bileşeni Odalar adına teşekkür ediyoruz. Yakın bir zamanda; Hatay’ımızın Yeni İmar Planı, Ulaşım Master Planı, Asi Nehri, Nükleer Santral gibi güncel sorunlarını kapsayan detaylı bir toplantı yaparak kamuoyuna sizlerin aracılığı ile görüşlerimizi sunmayı planlıyoruz.

Tasarlayan, üreten, ürettiğini sorgulayıp yeniden üreten üyelerimizin örgütlü gücünü arkamıza alarak; Bir yandan üyelerinin hak ve çıkarlarını savunup bu uğurda mücadele verirken, diğer yandan halkın ve kamunun çıkarlarını da savunmayı sürdüreceğiz.

Kamunun ve ülkenin çıkarlarının korunmasında, yurdun doğal kaynaklarının bulunmasında, korunmasında ve işletilmesinde, çevre ve tarihi değerlerin yaşatılmasında, kültürel mirasın korunmasında, tarımsal ve sınai üretimin artırılmasında, ülkenin sanatsal ve teknik kalkınmasında gerekli gördüğümüz tüm girişim ve etkinliklerde bulunmaya devam edeceğiz.

Mesleki bilgi, beceri ve deneyimlerimizi topluma ve doğaya saygılı bir iş ortamı için kullanacağız.

Şimdiye kadar olduğu gibi, bundan sonra da hiçbir kurum ve görüşün payandası olmadan, herkese eşit mesafede olacağız.

‘Bilim ve teknoloji temelinde çağdaş, demokratik, bağımsız bir Türkiye’ mücadelesini ısrarla sürdüreceğiz.

Dünya barış gününün yaklaştığı bugünlerde; savaşın yerine barışın, ölümün yerine yaşamın yanında olduğumuzu ve daha güzel yarınlara olan inancımızı belirtmek isteriz. Umudumuzu asla yitirmeyeceğiz.”

Hatay Akademik Meslek Odaları Koordinasyon Kurulu’nun bu açıklamasına imza atan, toplantısına katılan Meslek Odaları şunlar: Hatay Diş Hekimleri Odası, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler Odası, Tabip Odası, Veteriner Hekimleri Odası, TMMOB Elektrik Mühendisleri Odası Hatay İl Temsilciliği, İnşaat Mühendisleri Odası Hatay Şubesi, Jeofizik Mühendisleri Odası Hatay İl Temsilciliği, Jeoloji Mühendisleri Odası Hatay İl Temsilciliği, Makina Mühendisleri Odası Hatay İl Temsilciliği, Mimarlar Odası Hatay Şubesi…

 

 

 

 

Share
320 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?