logo

reklam
05 Aralık 2016

KAMACI’DAN, PARTİSİNE YAPICI ELEŞTİRİLER!

dsc_0024

KAMACI’DAN, PARTİSİNE YAPICI ELEŞTİRİLER!

CHP Üst Kurul Delegesi olan Mehmet Kamacı, CHP’nin içi ve dış politikalarda izlediği yanlışlar üzerine CHP’yi sert bir dille eleştirdi. CHP’nin sağdan devşirme adaylarla oy kaybettiğini belirten Kamacı, partinin kuruluş felsefesi, Atatürkçü ve sol, sosyalist kimliği gereği halka hitap eden adaylarla seçim yarışlarına girmesi gerektiğini vurguladı.

Kamacı, Gazetemize yaptığı açıklamada;

”CHP’nin Türkiye İçindeki Gücü

CHP’nin Türkiye içerisindeki oy oranı ana ekseni olan sol, sosyal demokrat, Atatürkçü ve devrimci anlayışıyla %28’dir.

CHP’nin sağa yönelmesi ile partiye küskün ama içinde 6 ok sevgisi olan seçmen oranı %4’tür. Bu oran kaybı, partimizin kendi içerisinde ideolojimize ters adayların seçilmesi, en üst mevkilere getirilmesi ve tabanda yarattığı rahatsızlıktan kaynaklanmıştır. Aşırı sol diye nitelendirdiğimiz ılımlı anlayışa sahip kitle(bunlar Halk Evleri, Eğitim Sen, TKP, sosyalist komünist işçi grupları vb.) %3-4’tür.

Ayrıca bu anlayışa sahip olup da sandığa gitmeyen kitlenin oranı %5-6’dır.

Şimdi bu oranın toplamı; %28+%4+%4%5=%41’dir.

Evet CHP’nin Türkiye içerisindeki taban oyu %28’dir. Bu oran, liderin özelliğine göre %1 artar veya %1 eksilir. Sol, sosyal demokrat devrimci Atatürkçü bir anlayışta lider sultası yoktur. Bu anlayışta lidere biat etmek anlayışı yoktur. Lider, ekibi ile örgütleri ile tabanı ile birebir hareket etmeli ve ortak bir düşünce anlayışı pekiştirmelidir. CHP, ana ekseni sol, sosyal demokrat, devrimci, halkçı, Atatürkçü anlayışıyla hareket edecek doğru adaylar ve ortak düşünce ruhu ile partiye küskün kitleyi kendine bağlar.

Bu durumda ne olur? %28 taban oy artı %4 parti küskünleri ile %32’ye ulaşır.

Aşırı sol olarak nitelendirdiğimiz kitleyi kazanmak başta ilçe örgütleri, il örgütleri ve belediye yönetimleri ile yapılacak, ilgili alakalı bütüncül bir anlayışla olabilir. Bu bağlamda Hatay’ı örnek olarak gösterelim; Hatay Büyükşehir Belediyesi ile CHP’nin aldığı oylarla ilçe belediyelerinin aldığı oy oranı aynı mı? Hayır. Sizce HBB’nin kazanılmasında bu aşırı sol dediğimiz kitlelerin CHP’ye oy verdiğini söyleyebilir miyiz? Evet. Bunun nedeninin tartışmak istemiyorum. Farklı sebeplerden olabilir. Peki bunu bu şekilde kabul ettiğimizde HBB kazanıldıktan sonra bu kitleler ile düzlüğü geçmek ne gibi bir zarar verir? Bence tam tersine fayda sağlar. Ne gibi derseniz?

1-Çağırırsın Eğitim Sen’i teşekkür edersin, sorunlarını dinlersin, ev sahipleri olduklarını hissettirirsin.

2-Aynı şekilde Halk Evleri’ni de.

Bunları rutin düzenler, gerekirse özel kalem müdürleri görevlendirirsin.

3-Gidersin TKP’ye, SYKP’ye, diğer ılımlı partilere teşekkür edersin, işe ihtiyacı olan partililerinin 3-5 tanesine iş verirsin kazanırsın, bütün Türkiye’de gündem olur, partiyi büyütür. Genel Başkan çıkar ve bu uygulamanın tüm Türkiye’de uygulanmasını sağlar ve bu kitleler harekete geçirilir. Ne oldu oran? %28+%4+%4=%36.

Bu anlayışı icra ettikten sonra daha önce bahsettiğim ve sandığa gitmeyen kitleyi %50 oranında kazanır ve oy oranını%40-41’lere çıkartmak an meselesi olur.” dedi.

Kamacı, Türkiye’nin kanayan yarası olan Kürt sorununa değinerek bu noktada delegesi olduğu CHP’nin olumlu yönde politikalar geliştirmesi gerektiğine vurgu yaptı.

Kamacı, konu ile ilgili şöyle konuştu ”CHP’nin Doğu ve Güneydoğu’da oy alamaması sizce kabul edilebilir bir şey mi?Neden oy alamıyoruz? Çünkü mantıklı ve kararlı bir politika anlayışımız yokta ondan.

Beraber, kardeşçe barışçıl yaşanacak bir Türkiye anlayışıyla hareket ederek bu kitleden oy almak için radikal kararlar alınıp Doğu ve Güneydoğu politikamız bir bütünlük içinde olmalı ve her kafadan ses çıkmamalı. Şimdi basit bir toplam ile %28+%4+%4+%+%5=%45 oy oranına ulaşabiliriz.

Aksini iddia edecek birileri varsa buyursun. CHP’nin taban oyu %25’tir. Kim gelirse gelsin bu oran %1 artar %1 eksilir. CHP ana ekseni olan sol, sosyal, demokrat, Atatürkçü devrimci bir anlayışla milletvekili ve belediye başkanı seçerken yapılacak doğru tercihlerle Doğu ve Güneydoğu’ya yönelik tamamen barışçıl ve katılımcı, özverili ve kararlı bir politika ile bu politika uygulandıktan sonra oluşacak dinamizm ile sandığa gelmeyenlerin sandığa gelmelerinden sonra oluşacak oy oranımızın %45 olacağının inancındayım. Parti içerisinde tutarsız bir politika uygulamaya, hiçbir şekilde oy alamayacağımız kitleye şirin görünmeye ”o ne der, bu ne der?” diye siyaset yapmaya gerek yok.”

Uzun bir süre gündemi meşgul eden ve HDP’li vekillerin tutuklanmasına neden olan dokunulmazlığın kaldırılması ile ilgili de konuşan Kamacı, şu ifadeleri kullandı; ”CHP Hatay İl Üst Kurul Delegesi Mehmet Kamacı, dokunulmazlık ile ilgili şunları söyledi ”şimdi karşınızda CHP Üst Kurul Delegesi olarak konuşabilirim ama yapacağım değerlendirmelerden sonra belki de partiden ihraç edilmiş vasfı kalmayan biri olarak siyasi hayatıma devam edebilirim. Benim kitabımda cesaret ön planda olur, eğer ki biat ederek siyaset yapacaksam varsın olmasın. Bu nedenle açık ve net konuşacağım; CHP’nin kuruluş felsefesinde ideolojik yapısında demokrasi ana eksendir. Ancak demokrasi kişiye yada belirli zümreye özel uygulanmaz. Demokratik yapı içerisinde elbette fikir ayrılıkları olacak, biri için doğru olan düşünce bir diğeri için yanlış olabilecektir. Ancak siyasi partinin ideolojisine aykırı olan düşünceler özgür düşünce ve fikir ayrılığı kapsamında değerlendirilmemelidir. Partinin halk tarafından kabul görmesi yaşam ve süreklilik arz etmesi kalbin çalışmasını sağlayan damarlar gibi toplumun yaşam sürecine katkıda bulunmak ve toplum adına oluşabilecek riskleri tahmin edip önüne geçmek ve bu riskleri ortadan kaldırmak ile olur. Bunu yapacak olan da öngörüsü ve liderlik vasfı ile Genel Başkandır. Dokunulmazlığın kaldırılması büyük bir risktir, Genel Başkan bunu göremedi. Türkiye Cumhuriyetinin vatandaşlarının tümünü önce dolaylı olarak daha sonra oluşacak buhran neticesinde direkt olarak etkileyebilecek bu durum gerek CHP gerekse HDP Milletvekillerinin tutuklanmasına kadar gidebileceğini düşünmeden öngörmeden sırf  bizi terörle ilişkilendirmesinler diye Anayasaya aykırı olduğunu söylemesine rağmen bu kadar ucuz ve gayrı ciddi iktidar partisine sığınması bir fiyaskodur.

Çünkü;

1-Mecliste fezlekeleri olan Milletvekillerinin çoğu iktidarın bütün oyunlarını bozan ve yapmak istediklerini engelleyenlerdir.

2-Bu vekiller tıpkı eskiden olduğu gibi tutuklanacaktır. Yargı bağımsız olmadığı için bir kaos ortamı oluşacaktır.

3-Oluşan bu kaos ortamı neticesinde toplum daha da kutuplaştırılacak ve kendini ekonomik çöküntü içinde bulacak ve iktidar partisinin bunca yıldır yaptığı yolsuzluklar neticesinde rant sağladığı iktidar yanlısı birkaç sermaye adamına mahkum bırakılacaktır. Bu durumda bırakılan insan hakları, anayasa, demokrasiyi, toplum kararını duyuramayacak hale gelip teslim alınabilecek düzeye gelecektir.

4-Tutuklanan vekillerin başına örülecek suçlar başlangıçta toplumu kutuplaştıracak, bu sebeple oluşan buhran neticesinde CHP’ye biraz olsun sempati duyan bu toplumun içindeki kitlenin CHP’den uzaklaştırılması sağlanacak, ana muhalefet CHP zayıflatılıp HDP barajın altında bırakılacaktır. Bu sayede yapılacak em erken seçimde kazanacakları milletvekili sayısı ile anayasayı değiştirme amaçlanıp yönetim şeklimiz, rejim değiştirilip tek adam hakim kılınacaktır”

Kamacı: Yeni Kapı Bir Tuzaktır

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, Yeni Kapı mitingine katılmasına da dikkat çeken Kamacı, konuşmasını şöyle sürdürdü; ”Yeni Kapı mitingine CHP’nin katılması iktidarı kendinde somutlaştıran kişinin durumunu meşrulaştırmak, mutlaklaştırmak, muhalefet pozisyonundan vazgeçmek, işlevini ve duruşunu etkisizleştirmek, taksim mitingine destek veren toplumsal muhalefeti yalnız bırakmak, siyasi önderlikten çekilmek, bu misyonu yerine getirmemek demektir. Yeni Kapı mitingi bir tuzaktır. Gidilmemeli diye bir çağrıda bulunmuştum, doğruluğum anlaşılmıştır; ama Genel Başkan hala yaptığı bu yanlıştan pişman olmadığını belirtti. Kendi kararı. Önce bu mitinge katılmayacağını belirtti, bunun sebebini de şu şekilde açıkladı; ”Erdoğan’ın dışarıda azalan şahsi itibarının muhalefet liderleri üzerinden yükseltmeye çalışıldığı kuşkumuz var” dedi. Sonra ne olduysa sihirli bir değnek durumu değiştirdi, tıpkı Ekmeleddin İhsanoğlu’nda olduğu gibi”

”CHP, AKP ve MHP ağzı ile hareket etti”

Kamacı, CHP’nin Suriye politikası ile ilgili sert eleştiride de bulundu. Mehmet Kamacı, CHP’nin Suriye politikası ile ilgili şu ifadeleri kullandı ”Partimizin bu politikası başlı başına bir fiyaskodur. CHP, Suriye ile ilgili olarak tutarlı bir politika izleyemedi. Bir yandan vekillerimiz de sınırda barış güvercinlerini uçurduk, diğer yandan savaş tezkeresine EVET dedik. Nasıl iş anlamadım! CHP Suriye ile ilgili olarak AKP ve MHP ağzı ile hareket etti. ”Suriye’ye haddini bildirelim, gücümüz sınamaya kalkmasınlar” diyerek milliyetçilik meselesinde AKP ve MHP’den farksız olmadığını göstermiş ve tezkereye evet diyerek Suriye’ye tecavüzü meşrulaştırmıştır. CHP bu anlayışla içerde demokrat dışarda Türk-İslam sentezli faşizmin çizgisine girerek emperyalizme bilmeden, öngörmeden hizmet etmiştir. Ancak yapılan son açıklamalar, bu yanlıştan dönüleceği yönündedir. Keşke Trump gibi çok basitçe bir analiz yapsaydık.

Trump IŞİD bizim düşmanımız, IŞİD ile savaşan Esad o zaman biz niye Esad’la savaşalım.

x+y=3

x=2 ise

y=? y=1 olur”

”Onurumuzla kaybetmek daha iyidir!”

CHP Üst Kurul Delegesi Mehmet Kamacı, yaptığı açıklamayı şu sözlerle bitirdi;

”SONUÇ OLARAK; bir siyasi partiyi kendi ideolojik düşüncesi çerçevesi içerisinde hareket eder ve toplumu önemseyen yerde durursa ancak o parti ayakta kalır. Şöyle ki bir siyasi partiyi gemiye, halkı ise suya benzetirsek, geminin yüzmesini sağlayan sudur; ama unutulmamalı ki o gemiyi denizin derinliklerine batıran da yine o sudur!

Başta siyasetin içinde olan daha sonra kendinin vazgeçilmez sanan ve topluma nice eziyet eden siyasilere; yalan söyleyen sizler, bizim gibi doğru söyleyenlere inanmazlar ama bir gün gelecek ki o gün her nereye giderseniz gidin yolun sonunda yine kendinizle karşılaşacaksınız. Korku içinde, kan ter içinde kalacaksınız. İnsan kendi kendisi ile baş başa kalmaktan çok kimseden korkmaz. Bilir ki kendi kendisi ile kaldığında aslında söylediği yalanların, yaptığı zulmün, çektirdiği eziyetin vicdan-ı muhasebesini yapamayacaktır. Sesimizi yükseltme, birleşme, barışçıl bir anlayış ile hareket etme, koltuk sevdasından vazgeçme zamanıdır. Tarafsız kalırsanız, zalimin tarafını seçmiş olursunuz. Son olarak kendi ideolojinize ters olan şahıslarla bir yere varamayız. Ha 132 Milletvekili olmuşuz, ha 131, ha 1 belediye kazanmışız, ha kaybetmişiz. Parti ideolojisinin dışında hareket eden, sırf birkaç oy kazanmak adına getirilen temsilcilere karşı olduğumu beyan ediyorum. Bence onurumuzu ayakta tutarak kaybetmek, onurumuzu satarak kazanmaktan daha iyidir.”

Share
401 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+9 = ?