logo

reklam

İSMİ DEĞİŞEN HZ. HIZIR PARKININ, İSİM HİKAYESİ…

İlçemizde bulunan birçok mahallenin sokak isminin değişmesinin ardından sokak ve mahalle ve parklara verilen isim sahiplerin hayatını, bize kattığı değerleri ve insanlığa olan faydaları İlçemiz halkına sunma istedik. İsmi değişen ilk park olan Hz. Hızır Parkı’nın isim hikâyesi şöyle;

Hızır, Arapçadaki imlâsıyla el-Hadır kelimesi, hemen hemen bütün kaynaklarda bir isim değil, lakap olarak değerlendirilmiştir. Bu kelimenin bazı kaynaklarda da el-Hadr, el-Hıdır seklinde kaydedildiği görülürse de, doğrusunun el-Hadır olduğu kabul edilmiştir. Bu kelimenin Türklerde Hızır veya nadiren Hıdır, İranlılarda ise Khezr şeklinde kullanıldığı bilinmektedir. El-Hadır kelimesinin yine Arapçadaki el-Ahdar manasına geldiğini belirten Ocak, bu kelimenin de yeşil, yeşilliği çok olan yer manasına geldiğini ifade eder. Hızır’ı işaret eden özelliklerden birisi de oturduğu yerlerin veya dokunduğu yerlerin hemen yeşillenmesidir. Bu yüzden Hatay’daki Hızır Türbelerinde her ne kadar beyaz renk hâkimse de bazı yerlerinin kapı, pencere ve bazı sandukaların yeşil olduğu gözden kaçmamaktadır.

Hızır’ın kimliği konusunda çeşitli inanışlar mevcuttur. Bazıları Nebi olarak kabul ederken veli veya melek olduğunu düşünenler de vardır. Darda ve zorda kalan, sıkıntıya düşen herkesin yardımına koşan ve insanları sıkıntılardan kurtaran Hak’la Hak olmuş Veliyullah’tır. Hızır, Nusayri inançlarına göre sıkıntılarda, ibadetlerde hep yardıma çağrılır. Hızır, gittiği her yerde mutluluk, sağlık, bolluk verirken zor durumda kalanların yardımına koşarak insanların dileklerini yerine getirir. Kalbi temiz, iyiliksever insanlara daima yardım eden, dertlere derman olan, hastalara şifa veren ve bitkilerin yeşermesine ve yaşamasına vesile olan yine Hızır’dır.

Hıdır Aleyhisselam enbiya zincirinin altın halkalarından biridir. Kısas-ı enbiyada-Peygamberler tarihinde Resulullah’ın ceddi olan Hz. İbrahim’den sonra yaşamış bir nebidir. Musa peygamberle yolculuk eden ve Onu sabır sınavından geçiren yoldaşıdır. Avrasya hakimi İskender Zulkarneyn’in ordu komutanlarından biridir. İskender Zulkarneynin teyzesi oğludur ki cesedini tufana kadar muhafaza edip, Nuh tufanından sonra sular çekilince defnetmiştir.

Adem babanın Kabil soyundan ilk nesil torunudur. Hz. İbrahim’in çağdaşı olup, Nemrut zulmünden sonra birlikte Babili terk etmişler.

Ancak temel öğretimize göre Baki olan yalnız Allah’tır. Her insan gibi Hızır da doğmuş, büyümüş, var oluş yaratılış misyonunu tamamlamış ve ölmüştür. Her şeye gücü yeten Allah, Onun ruhuna kıyamete kadar bazı özellikler bağışlamış. Hıdır, istediğinde insan şeklinde görünebildiği, istediği coğrafyaya ve istediği zaman ulaşabildiği gibi tüm zahiri ve Batıni ilimlere de vakıftır. Her lisanı konuşabilir.

Hatay’da ve Dünya’da Hızır Ziyaretleri

Musa ve Hızır’ın buluştuğu yerin yani Mecmaül- Bahreynin Samandağ olduğuna inanılmaktadır. Türbenin girişinde bununla ilgili bilgi verilmiştir. Samandağ’ın, Asi nehrinin denize dökülen yer olması, “Mecma’ül- Bahreyn”in insanların kabulünde burası olmasını kuvvetlendirmiştir. Hızır makamlarının bazıları yer olarak Asi nehrinin kıvrımlarını takip eder. Bu türbe, Hatay’da bulunan Hızır Türbelerinin en önemlisi olarak kabul edilir. Bu türbe etrafında çesitli inanışlar vardır.

Orta büyüklükte taş kerpiç karışımı dairevi bir yapıdır. Orta Anadolu, Azerbaycan ve Afganistan’da gördüğümüz eski Türkmen yatırlarına benzer. İnanca göre Hıdırın dünyada görüldüğü ve konakladığı kabul edilen her yerde bir ziyaretgâhı vardır.

Bu türbeler arasında en önemlileri Samandağ ilçesinde ve Harbiye Beldesinde bulunan türbelerdir. Bu türbelerin en önemli özelliği Kehf süresinde geçen Hızır-Musa bulusmasının inanısa göre bu iki türbenin olduğu yerde geçmesidir. Kuran’da anlatılan bu bulusma hikâyesi (60–82. ayetler) ile Samandağ’da anlatılan hikâye arasında biraz farklılıklar olmakla beraber anlatılan hikâyenin kaynağının semavi kitaplar olduğu görülür.

Evliya Çelebi Seyahatnamesinde ve Şeria nehrinin denize döküldüğü yerde Hızır Aleyhisselama ait bir “Ziyaretgah-ı Hasu Amme” vardır. Bunlardan başka Anadolu ve Ortadoğu Hızır-Hıdır ziyaretgahlarıyla doludur.

Cebel-i Lübnan eteklerinde Hıdır ziyareti, Baku şehrinin banliyösünde “Hızır-ı Zinde Ziyaretgahı”, Edirne ve Kırklarelinde Hızır ziyaretleri, Mudurnuda Hıdırlık kayası, Çorumda Hızırlık ziyaretgahı, Şam-Dımışk, Sayda ve Semerkantta Hızır makamları, Anadolunun en uzun nehri Kızılırmak kollarından biri olan Hıdır suyu, Afyon ve Akşehirde Hıdırlık tepeleri, Denizlide Hıdırlık Sultan ziyareti, Kütahyada Hızırlık dağı ve Hızırlık tekkesi, Giresun sahilinde Hızırlık kayalıkları… Ve daha nice şehir girişlerinde ve tarihi olaylara damgasını vuran kalelerde “Hızır Kapıları” ve Hızır Camilerine rastlıyoruz. Anadoluda Yunus Emrenin makamı yedi yerdeyse Hızır Aleyhisselam’ın yetmiş yerdedir. Gılgamış Destanı, Hindu geleneği, İskender hikâyeleri, Kıtab-ı Mukaddes, Yahudi efsaneleri ve Eski Ahit denilen Tevrat Hızır Aleyhisselamı konu alır.

Haber – Foto:Hasan Dadük

 

Share
61 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+6 = ?