logo

reklam

HER ŞEYE KARŞIN AĞIZ DOLUSU GÜLECEĞİZ


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

Bizim gibi demokrasi’si az, insan hakları hastalıklı, hukuku hukukluktan çıkmış, çorbası az, kaşığı ağaçtan toplumlarda gülmek çok hoş karşılanmaz ama hayatın merkezinde mizah ve gülmek vardır.

İletişim kurarken, severken, hayata anlam biçerken, acılara katlanırken mizah ve gülmek bunlara sevimli bir çehre kazandırır. Toplum heyecan ve korkunun, ölüm ve kalım meselesinin aktörlüğünü yaparken gülemez.

Gülmek için veya gülünecek şeyleri üretmek için uygun bir ruh sathının da olması gerekir.

Biz Anadolu halkı Timur’un taş üstünde taş, gövde üstünde baş bırakmayan zulmüyle büyük bir trajedi yaşamışız.

Timur’a gücümüz yetmemiş. Ama onun karşısında aynı dönemde yaşamamış olmasına rağmen Nasrettin Hoca’yı dikmişiz. Nasrettin Hoca’ya atfettiğimiz fıkralarla Hoca Timur’u yerden yere vurmuştur.

İşte onlardan biri.

Timur hamamda iken Nasrettin Hoca’ya sormuş ‘’Ben kaç akçe ederim’’ diye. Hoca’da ‘’elli akçe edersin’’ deyince Timur ‘’Bre gafil üstümdeki peştamal elli akçe eder’’ demiş.

Hoca bu kez ‘’Bende zaten ona değer biçmiştim’’ demiş.

Nazilerin zulmüne maruz kalan Yahudiler de savaş sonrasında Naziler hakkında çok fıkra üretmişlerdir.

Nazi toplama kampı kumandanı, yahudiye soruyor. ‘’Benim gözlerimden biri cam. Hangisi bil bakalım’’

Yahudi ‘’şu’’ diyerek cam gözü gösteriyor. Nazi kumandanı şaşkınlıkla soruyor. ‘’Nerden bildin?’’

Yahudi cevap veriyor’’ Çünkü daha insancıl bakıyordu’’

Amerika’nın Irak’ı işgali de birçok fıkraya konu olmuştur. Binlerce masum insanın ölümüne yol açan bu işgal, geride insanlık adına izleri zor silinecek bir trajedi’dir.

Bir Amerikalı, bir Japon, bir Iraklı aynı trenin kompartımanında yolculuk yapıyorlarmış. Amerikalı marlboro sigarasından bir dal sigara alıp yakmış sonrada paketi pencereden aşağı atmış. ‘’Neden attın’’ diye sormuşlar.

‘’Bundan Amerika’da çok, bir önemi yok’’ demiş.

Japon volkmen dinliyormuş sonra çıkarmış kulaklıklarını ve kaldırıp atmış pencereden volkmeni ‘’Neden attın?’’ diye sormuşlar.

‘’Bundan Japonya’da çok bir önemi yok’’ diye hava atmış.

Iraklı bakmış etrafına hava atacak bir şeyi yok bir anda Amerika’lıyı kaldırdığı gibi pencereden aşağı atmış.

‘’Neden böyle yaptın?’’ diye sorduklarında ‘’Bundan Irakta çok, bir değeri yok’’ demiş.

İnsanlar ağlarken yalnızda ağlarlar. Ama gülerken hep birileriyle birlikte gülmek durumundadır.

Yalnız gülenlerle mizah değil tıp’ta ilgilenir. Birlikte gülmek, toplumsal bir terapi ve sinerji aracıdır.

Baskılara, zulümlere karşı zayıf tarafın silahıdır. Savaşın mizahi olduğu gibi bazen mizah savaşları da olur. Çünkü mizah aynı zamanda psikolojik üstünlük sağlar topluma. Onun için savaş dönemine ait psikolojik destek amaçlı fıkralar da üretilir.

Uzun savaş yıllarında bir Alman bir Fransız tartışır. Alman, Fransız’a ‘’Biz onurumuz için savaşırız, siz para için savaşırsınız’’ der.

Fransız ise ‘’Doğru, kim neyi eksikse onun için savaşır’’ diye karşılık verir.

Unutmayın!

‘’Gülüyorsak varız’’

Savaşlara ve baskıya rağmen…

Ümit (Dadük) Sağaltıcı

Share
411 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • EKONOMİ NASIL DÜZELİR?

    17 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    10 günlük bir tatilin ardından Ayna’nın çalışma ofisindeyim.  Çantamdan, henüz daha ajandamı masaya koymadan başladı telefonum çalmaya, dolar yükseldi ne olacak bir haber yapsan. Bir diğer telefon gazete muhabirinden; ‘’esnaflar zor durumda, dükkânlarını kapatmayı düşünüyorlar’’. Tamam dedim. Durum çok kötü çıkıp kendim görmeliyim konuşmalıyım esnafla, ahaliyle… Demek ki, denize düşen, köpüklü su kabarcığı dalgalara canhaşır el attıkça battığı misali batıyoruz. Beynimde hızla düşünceleri geçiyorum, geçiyorum çünkü bildiğim bütün dü...
  • EKONOMİ ŞARTLARIMIZ

    07 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    Bir Ülke Düşünün, Dünyanın en pahallı petrolünü, en pahallı etini, en pahallı elektriğini harcıyor. Dünyanın dört bir yanından toplanmış kiralık katillerini komşu ülkenin vatan hainlerini, içinde barındırıyor ve besliyor. Kendi halkı vergi borcunu, Bağ-kurunu sigortasını ödeyemezken. Esnaf kiraya yetişemezken. Mülteciler vergisiz KDV'siz kirasız işletme işletiyor, üstüne devletten kişi başına maaş alıyor. Ve bu devlet medyası, yöneticisi ve de yandaş takımı refahtan hizmetten bahsedebiliyor. Rahmetli Bülent Ecevit'in döneminde benzin 1.5...
  • ‘’DALGAKIRAN ŞART’’

    06 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    İlçemizde bazı sorunların basit çözümleri ‘’imkânsızmış’’  gibi algılanıyor. Dalgakıran da bu konulardan bir tanesi.. İlçemiz  ‘’mevsimlik turizm’’ ( yaz turizmi) için  biçilmiş kaftan. Kumsal var. Deniz var. Yaz sıcaklığı var. İlçemiz  -İl içi-  ‘’günübirlik’’  dinleme eğlenme ihtiyaçlarını karşılayabilecek durumda.  Böyle bir potansiyelin canlanması için çözüm basit; sahilin belirli yerlerine dalgakıran yapmak. ‘’ Dalgakıran olur mu? Olmaz mı?’’  yıllardır onu tartışıyoruz. Olur. Neden olmasın?  Adana, Karataş’taki eski DSİ plajı...
  • HANİ VERDİĞİNİZ SÖZLER!

    03 Ağustos 2018 Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

      Yazmayalı çok oldu ! Yoğunluktan koşturmaktan bırakın yazı yazmayı kendimi unutuyorum bazen. Seçim öncesi günleri hatırlıyor musunuz? Bilmem ama ben çok iyi hatırlıyorum. Verilen vaatler. Sözde refah gelecekti! Sözde döviz düşecekti! Sözde petrol fiyatları düşecekti! Sözde eğitimde iyileştirme yapılacaktı! Sözde Vatandaş refaha ulaşacaktı! Ama hepsi sözde kaldı tabi ki. Binali Yıldırım seçim sonrası şöyle demişti. Seçimde verilen vaatler geçersizdir. O verilen vaatler sadece seçimde oy oranını artırmak için verilir. Tabi seçimden son...