logo

reklam
24 Ağustos 2016

HARİTA : ARAP ALEVİ HÜKÜMDAR SEYFÜDDEVLE (DEVLETİN KILICI) DÖNEMİ BİZANS KALELERİ…

Hamdani hükümdarları (Hamdânoğulları) genellikle aydın fikirli, düzgün konuşan, belâgatli insanlardı. Cömertlikleri ve üstün zekalarıyla tanınırlardı. En ünlüleri adı geçen Seyfüdevle idi ve Arap Alevilerin büyük Seyyidi Hamdan el-Hasîbî’nin mânevî oğluydu. Seyyid Hamdan el-Hasîbî tüm savaşlarında manevi oğlu Seyfudevleye yol göstericilik yapmıştır.

14088997_1429606513720050_1242813931_n

Seyfüdevle aynı zamanda tarih kahramanlarından biridir.Seyfüdevle hayat dolu,aktif bir şahsiyete sahipti. Ahengini,tehlike ,şiir,kılıç,ilim,kahramanlık ve edebiyatın oluşturduğu renkli bir kişiliği vardı.O, insanda ilgi uyandıran ve insanın dikkatini çeken bir şahsiyetti. Kargaşanın hüküm sürdüğü bir dönemde Arap tarihinin sahnesinde göründü. Kargaşayı dizginlemeyi başardı ve onu düzene çevirdi. Arapların zayıflığını kuvvete dönüştürdü. Bizans kuvvetlerinin karşısında durdu. Arap kabilelerini yönetti. Keskin kılıcıyla devletini korudu ve o, yaptığı olayların tümünde aslında Arapları ve İslam’ı Bizanslılara karşı koruyordu. Bu nedenle Seyfüdevle’nin baş veziri ve saray şairi ve de aynı zamanda amcasının oğlu Ebu Firas Seyfüddevle’ye kasidesinde şöyle hitap etmiştir;

” Eğer ki kalırsam sağ İslam’ın bahtınadır.

Bekçisiyim çünkü ben, ona hizmetim vardır. ”

Seyfüdevle kendisini İslam adına savaşmaya adadı. Doğruca ordusu ve yandaşları ile beraber Bizans topraklarına yürüdü.948 yılında  Seyfüdevle Maraş ve Tarsus şehirlerini Bizanslıların elinden aldı. Meyafarikin’i (Diyarbakır/Silvan) ele geçirdi.Anadolu Bizans topraklarına seferler düzenleyerek içerilere kadar girdi.

950 yılında Seyfüddevle büyük bir asker toplayarak Tarsus yakınlarındaki Cozat kalesini işgal edip çevre şehirleri de  ele geçirdi. Seyfüdevle savaş dönüşlerinde üzerinde birikmiş tozları toplardı; bunlardan avuç büyüklüğünde bir tuğla yapmış, vefât edince mezarda yanağının altına konmasını vasiyet etmişti.

Bütün bunlar olurken Türkler daha çok yıllar sonra  1071 Malazgirt Savaşıyla Anadolu’ya ayak basacaklardı.

Fransız Tarihçi Gustave Schlumberger der ki;

Seyfüdevle 10. yy’da yazarların, şairlerin, tarihçilerin gündemini doldurdu. O dönemde yaşayan Bizanslı bir tarihçinin yazdığı, yazarlardan birinin bir paragrafını, Arap ya da Yunan asıllı şairlerden birinin bir kasidesini okumak istediğinizde bir de bakarsınız ki konu seyfüdevleden açılmış ve onun vasfı sizi büyülemiş. Seyfüdevle döneminde Halep’i ziyaret etmiş bir tarihçi, Bağdat’ta halifelerin ve İstanbul’da Bizans krallarının saraylarının daha az görkemli olduğuna yemin etmiştir. Tarihçi, sanatın tüm çeşitlerinin Hristiyanlığın başkentinde ezilmiş olduğu o dönemde Hamdanilerin başkentinde büyük bir hoşgörü bulunduğunu da yeminine eklemiştir. Bizanslı tiyatrocu ve ressamlar Bizans Kralından kaçarak Seyfüddevle’ye sığınmışlardır. Seyfüddevle onları kanatları altına alarak yüreklendirmiş, onlara değer vermiş ve yeteneklerini kullanma fırsatını tanımıştır.

Alman Doğubilimci Carl Brockelmann, Seyfüdevle için şöyle der;

Seyfüdevle, ününü her ne kadar başta Bizanslılar karşısında kazandığı zaferlere borçlu olsa da ikinci aşamada ününü şüphesiz ki sanata ve ilime gösterdiği ilgi ve gözetime borçludur. Bu sebeple Halep şehri, Seyfüdevle döneminde ,farklı şehirlerden ve ülkelerden çeşitli yetenekleri ve çağın önde gelen bilim adamlarını topladı. ünlü bilimadamı Farabi ( Batı′da bilinen adıyla Alpharabius) bunlardan sadece bir tanesiydi.

Share
623 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+5 = ?