logo

reklam

GÖZÜMÜZDEN KAÇIRTILAN SAMİMİYET…!!!

 

Sevgili dostlar,

Cumhuriyet Halk Partisi çatısı altında siyaset yapan neredeyse herkesin bir demokrasi talebi var. Aday belirleme sisteminin adilane olmadığı hususunda neredeyse herkesin bir serzenişi var. Üyeyi değerli kılacak ön seçim kültürünün işlevsellik kazanması gerektiğinde herkes hem fikir. Partinin sol değerlerini daha da güçlendirecek, bir mekanizmaya azami ölçüde ihtiyaç olduğu hususunda da öyle…

Herkes eksikliğin bu olduğundan emin ve bu hususta mangalda kül bırakmazken, ilginçtir ama neredeyse her dönem birileri çıkıyor “Ben haksızlığa uğradım, benim bu kadar emeğim ne olacak” diye feryat figan ediyor, olmadık zamanlarda parti içi uygulamalardan yakınıp bayrak kaldırıyor…

Peki bu antidemokratik rahatsızlıklar ile ilgili herkes madem aynı dili kullanıyor o halde bu mağduriyetleri yaratan eksiklik nedir…?

Ben size söyleyeyim. Bütün bu farkındalıklara ve ortak tespitlere rağmen eksik kalan bir tek şey var ki o da gözümüzden kaçırtılan SAMİMİYET…

Samimiyetten kastım, siyasilerin koltuğa hasılken meseleye nasıl baktıklarında yatıyor aslında. Yani koltuk bendeyken demokrasinin canı cehenneme ama koltuk başkasına geçince aman demokrasi nerede diye feryat figan etme halleridir ki kanımca parti içi demokrasiye giden yolların tümünü de tıkayan hal budur…

Demek ki bu feryat figanlar, bu göz yaşartıcı demokrasi mavalları,

İlke ile değil, siyasi ikbal beklentisi ile, ilkelerde uzlaşarak değil, mevki pazarlıkları ile, akılla değil, hırs ve tutarsızlıklarla yol alıyor ki dolayısıyla da bizleri asla çözüme götürmüyor, talep ettiğimiz demokrasi de Amerikan’ın Suriye’ye vaat ettiği demokrasi kıvamını da bir türlü geçmiyor…

Peki bu samimiyetin kriteri nedir…?

Cumhuriyet Halk Partisinin çatısı altında siyaset yapan vicdanlı her siyasetçi, partiyi, kaynayan kazana dönüştüren ve bugün bana, yarın da bir başkasına dokunacak olan bu antidemokratik uygulamaların artık köhnemiş olan “koltuğa endeksli adamcılık” zihniyetinden kaynaklandığını kabul etmek ve buna karşı samimiyetle mücade etmek durumundadır…

Meselenin otobüsün bozuk olmasından kaynaklandığını, dolayısıyla otobüs bu haldeyken sürekli şoför değiştirmenin çözüm olamayacağını kabul etmek durumundadır. Somutlaştırırsak eğer; meselenin, bugün aralarında ideolojik bir farklılığın olmadığına inandığım, Kılıçdaroğlu, İnce ya da bir başka ismin sorunu olmadığını görmek ve kabullenmek durumundadır.

Bu aralar yoğunca tartıştığımız kurultay, olur ya da olmaz, olmalı ya da olmamalı ben bunu tartışmıyorum. Ama şunu ifade etmeliyim ki kurultay mevzusunu, ilkeler üzerinden değil de “hangi lider bana ne mevki vaat edecek” hesabı üzerinden bir yarışa dönüştüren ve bu yarış üzerinden kendine siyasi mevzi kazanma telaşında olan siyasiler ne partiye, ne bu halka, ne de geleceğimize asla hiçbir fayda sağlamayacaklardır…

Dolayısıyla demem o ki sevgili dostlar, bu zaaflardan kendine pay çıkaran her siyasetçi, öncelikle aynaya bakmalıdır ve samimiyetini lütfen insan aklıyla alay etmeyen bir yerden sorgulamalıdır…

Aksi halde, sizlerin sorumluluk ve seyirciliğinizde nice canları yaka yaka büyüyen bu yılan, dün bana, bugün sana, yarın da bir başkasına dokunmaya devam edecektir…

Bin yaşasa da…

Ecz. Özcan Yılmaz

 

Share
45 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

8+4 = ?