logo

reklam
13 Eylül 2017

  GÖKOĞLU; “YARGILANAN DEĞİL YARGILAYAN TARAFTA OLACAĞIZ”

 

 

Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerine son verilen ve aylardır işlerine dönmek için direnişte olan Nuriye Gülmen ve Semih Özakça’nın tutuklu bulundukları davanın ilk duruşması 14 Eylül Perşembe günü Ankara Adliyesi’nde görülecek.

İlk kez hâkim karşısına çıkacak iki eğitimci halen açlık grevinde. 187 gündür açlık grevinde olan eğitimcilerin sağlığı her geçen gün kötüye gidiyor. Onlar gibi, avukatları Engin Gökoğlu da açlık grevinde. Avukat Gökoğlu, iki eğitimcinin Perşembe günü görülecek duruşmasına ilişkin bir açıklama yaptı.

Açlık grevinde 18 günün geride kaldığını söyleyen Gökoğlu, “Müvekkillerime göre benim açlığımın lafı dahi edilemez. Üç kilo kaybım var. Gayet moralliyim. Hiçbir aktiviteden geri kalmıyorum. Hatta Adalet Bakanlığı önünde eylem dahi yaptım” dedi. Hukuk camiası içerisinde açlık grevindeki tek isim olan Gökoğlu, mücadelelerini büyütme adına meslektaşlarına da çağrı yaptı.

“Nuriye ve Semih’in adalet talebini sahiplenin” diyen Gökoğlu, şunları söyledi: “Sadece açlık grevi biçiminde bir desteğin sürmesi gibi bir talebim yok. Ben, müvekkillerimin direniş biçimi olan açlık grevine yönelik saldırı sebebiyle, tutuklandıkları için taleplerine sahip çıkmak adına dâhil oldum. Ama tüm meslektaşlarımızı, onların haklı taleplerini sahiplenmeye çağırıyorum. Bu eylem açlık grevi olmayabilir. Yanlarında yer alıp, onları ziyaret edebilirler. Davalarını üstlenip, sürdürülen eylem ve etkinliklere katılabilirler. Ülkede 80 binden fazla avukat var. Tüm barolara çağrımız; Nuriye ve Semih’in adalet talebini sahiplenin. Çünkü adaletsizlik hali artık süreklileşti.”

‘Adaletsizliğe Karşı Öfkeliyiz’

Avukat Gökoğlu, Eğitimci Gülmen ve Özakça’ya yönelik sadece hukuksal bir süreç yürütülmediğini söyleyerek, müvekkillerine karşı büyük bir adaletsizliğin de söz konusu olduğuna işaret etti.

Gökoğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Hukuk çerçevesi içinde gitmediğimiz yol kalmadı. Aynı şekilde demokratik tepkilerimizi de sunduk. Tabi ki bu adaletsizliğe karşı öfkeliyiz. Bu sadece hukuksal bir süreç değil. Siyasi talimatlarla işleri yürütüyorlar. Bizler de bu yapılanları teşhir etmek için elimizde hangi araç ve yöntem varsa kullanacağız. Ben de bugün hukuksuzluğu ayyuka çıkarmaya çalışıyorum. Bizlere hukuk çerçevesi altında ‘şunu yapmamışsınız’ diyemezler. Hukuksal olarak her şeyi yaptık. Dilekçe yazıp, davaya katılıp, tutuk itirazı yapmak avukatlık değildir. Ezilenlerin avukatlığını yapmanın sadece basmakalıp kitaplarda yazılan tanımını aşmak için de eylemlerimizi sürdürüyoruz.”

Gökoğlu, ‘Gülmen Ve Özakça 14 Eylül’de Mahkeme Salonuna Getirilecek Mi?’ Sorusuna Da Yanıt Verdi.

“Eğitimcileri salona getirmeme yönünde hiçbir neden yok” diyen Gökoğlu şöyle devam etti: “Mahkemenin bu yönlü bir yazısı var. Orada deniliyor ki ‘duruşmada hazır edeceğiz’. İki gün öncesinde de mahkeme heyetinin üyeleriyle görüşme yapıldı. Nasıl getirileceği konusu mahkemenin takdirindedir. Müvekkillerimiz, sorgularının mahkemede yapılmasını talep etmekte. 109 günlük tutukluluğun sorumlularını gözlerinin içine baka baka anlatmak istiyorlar.”

Basın mensupları ve yurttaşların, mahkeme günü salona alınıp alınmayacağı konusunda da açıklama yapan Gökoğlu, “Bu dosya olağanüstü bir yargılanmaya çevrilmek isteniyor. Salona almamayı deneyebilirler ama binlerin sahiplenmesiyle, birçok avukatın oraya gelmesi bunu kıracaktır” dedi.

“Yargılanan değil yargılayan tarafta olacağız” diyen avukat Gökoğlu, duruşmanın aynı zamanda ‘tarihsel bir dava’ olacağını da sözlerine ekledi.

‘Bu davada her kesimin bir sözü olacak’

Gökoğlu, eğitimci Gülmen ve Özakça’nın ilk duruşmasına ilişkin şu çağrıda bulundu: “14 Eylül emekçilerin yargılanmak istendiği, irade savaşının süregittiği bir talimat duruşması olacak. Bu dava aynı zamanda yargının talimatlarla bağımsız olmadığını da açığa çıkaracak. Açlık grevine girmemdeki bir neden de tüm avukatlara ve barolara çağrı niteliğindeydi. Mesleğimiz artık sinip saklanarak, belli kalıplar içerisinde yapılacak halde değil. OHAL ve KHK’ler varsa buna karşılık direniş de var. Bu dava sadece Nuriye ve Semih’in davası değil, hepimizin davası. Bu davada kadınların, gençlerin, Kürtlerin, Alevilerin, işçilerin, her kesimin bir sözü olacaktır. O nedenle bu arenada ‘bizim de bir sözümüz olsun’ diyen herkes davaya gelmelidir.”

Haber Mekezi

 

 

Share
89 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

7+4 = ?