logo

reklam

ERDALIM


Hasan Yavaş
deneme02@hotmail.com

 

hasan-yava_-297x300

ERDALIM

Bu yazı 13 Aralık 2016 günü yayınlanmak üzere yazılmıştır…

Merhaba Kardeşim.

O günleri anlatmak zor.

Senin idam edilişinden  sonra 36 yıl daha fazla yaşadım.

Birinci zorluğu bu,

Yaşlarımız birbirine çok yakın, heyecanlarımız umutlarımız amaçlarımız, ideallerimiz ve yaşamdan beklentilerimiz aynı,

İkinci zorluğu da bu.

Üçüncü bir nedeni de zorluğun, senin idam edildiğin gün, benim doğum günüm.

Ama olsun,

Bu hayatta kolay ne var ki?

Seni üzmek istemem lakin dağların sonu hep düze, ırmakları hep denize akmıyor artık ülkemizin.

İstanbul’dan başlayarak ülkemizin dört bir yanına dikilmiş elektrik direklerinin her birine bir çocuk,  her birine bir kadın asmak istiyorlar.

Çocuk derken öyle sana yaptıkları gibi yaşlarını büyüterek değil, büyütmeden, 5-8-10 yaşlarında. Kadınlara ise en akla gelmeyecek şiddeti, tecavüz vahşetini uygulayarak elektrik direklerine çekecekler.

Asacaklar,

Vuracaklar,

Öldürecekler…

Aç ve açıkta olanlar hep senin bildiğin gibi, kahpe çağın, para İmparatorluğunun zorbalığı ve baskısı altında.

Ülkemiz de bizim kuşak gençliği, peşine takıldığı, takılmasa bile ağabey’lerinden dinlediği-  gençlik liderlerinin ‘Oportünist olma!’ , ‘Demagoji yapma!’ uyarılarıyla büyüdü.

Oportünizm ve demagojinin tam olarak ne anlama geldiğini bilmez, ama çok kötü şeyler olduğunu hissederdik. Acılı bir kuşaktık. 12 Eylül’de büyük bir sol devrimci yapı ve kişiler likide oldular. İçerde direnenlerin çoğu öldü, sağ kalanlar sakat kaldılar. İzlerinden gidenler süründürüldü. Akıl almaz boyutta aileler dağıldı.

Aralarında yalnızca, demagoglarla oportünistler kurtuldu. Kimi sol kümelenmeler, ‘’can çıkmayınca huy çıkmaz’’ örneğinde olduğu gibi huylarını bir türlü bırakmıyorlar. ‘’En devrimci’’ olduklarını kanıtlamak için boş tanımlamalardan medet umuyorlar. Nedense, ülkemizde sağ ve sol revizyonistler, 12 Eylül öncesindeki ilkelliklerini bir türlü terk etmeye yanaşmadıklarından eleştirileri sığ ve kışkırtıcı oluyor.

Sonuç olarak devrimci savaşımda sözü olanların, sözlerini söylemeden önce çok düşünmeleri gerekiyor. Bu konuda titizlenmek, devrimciliğin alfabesidir diye öğrendik biz değil mi Erdalım.

Senin idam’ın sonrası gençler işkencelerden geçirildiler. Çokları işkence odalarından sağ çıkamadılar. Cezaevleri toplama kamplarına dönüştürüldü. Binlerce genç mahkeme karşısına çıkmaksızın aylarca yıllarca cezaevlerinde kaldılar. Mahkemeler yüzlerce kişiye idam ve ömür boyu hapis cezaları kesti.

Toplama kamplarına dönüştürülen cezaevlerinde de işkencelere devam edildi. Sokaklara korku egemen kılınarak insanlık düşmanı politikalara kimsenin sesini çıkarmaması istendi. Emek güçlerinin örgütleri kapatıldı ve her türlü hak arayışlarının önüne büyük engeller getirildi.

Bilim adamları kürsülerinden alınarak cezaevlerine yollandı. Eğitim ve bilim özgürlüğü yok edildi.

Yoksulluk ve işsizlik artarken, işverenlerin kasaları paralarla doldu. 12 Eylülcüler her gittikleri yerde dinsel vaazlarda bulunarak gericiliğin palazlanmasını sağladılar.

İmam Hatip Liseleri tıka basa öğrencilerle dolduruldu, Kuran kursları mahalle aralarını, sokakları, evleri sardı. Tarikatlar maddi olarak büyük güç topladılar. Cami yapmaları yetmiyormuş gibi her apartmanın altı namazgâhlara çevrildi.

Şeriatla yönetilen Suudi Arabistan’la ilişkiler geliştirilerek, yurtdışına gönderilen imamların maaşı Suudiler tarafından ödendi.

Kitaplar ve gazeteler toplatılarak yakmakla kalınmadı, hamur yapılmak üzere SEKA’ya gönderildi.

Sanatçılar cezaevlerine konularak ürün vermeleri engellendi. Kitap diye neredeyse ‘’Namaz Öğreniyorum’’ a izin verildi.

Türkiye eskisinden çok daha fazla Amerikan emperyalizminin güdümüne sokuldu. Daha da ‘’stratejik dostluk’’lar geliştirilerek Türkiye’nin yağmalanmasına göz yumuldu.

Dış politika emperyalizmin ipoteğine verilerek emperyalizme bağımlılık ilişkileri güçlendirildi. Kontrgerilla kılığında MHP’li katillerden kimseler organize edilerek ortalığa salındı.

Cezaevlerinde sürdürülen dayanılmaz baskılar, direnişlere dönüşerek ta dünyanın öbür ucundan ses getirdi.

Kurulan tezgâhlar, gençliğe karşı işletilerek kimliksizlik kimliğe dönüştürüldü.

Köşe dönmecilik övgülendi ve herkese köşe dönme aşısı şırınga edildi. Bu saatten sonra ortalığa dökülen vurguncular halkın elinde neyi var neyi yoksa talan ettiler.

Turgut özal ekonominin başına oturtularak halkın canı çıkartıldı. Her köşe başında kurulan Bankerlik sayesinde bir anda zengin olma hayali kuranların ceplerindeki paralar son kuruşuna kadar yutuldu, çoğunun evleri ellerinden gitti. Özetle; zorbalık, yalan, talan 12 Eylül faşizminin sıradan olaylarına dönüştü.

Sözümona sahte milliyetçilik yapılarak halk düşmanı politikalar kafalara yerleştirilmeye çalışıldı. Demokratik hak ve özgürlükler rafa kaldırılarak insan onuru ayaklar altına alındı.

Faşizm, insanlık düşmanı yüzünü her adımda göstermekle kalmadı, aynı potada gençliğin yarınlar için kurduğu hayalleri de ezdi. Korku ve iki yüzlülük ülke sokaklarını basarak ülkemizi, kentlerimizi, mahallelerimizi, evlerimizi kirletti.

Bilimin ve insanlığın düşmanı olan faşizm, yaşamı kirletti. Sermayenin kanlı diktatörlüğü olan faşizm II. Paylaşım Savaşı’ndan sonra yenilgiye uğratılmasına ve kara Avrupa’ nefretle anılmasına karşın, sermayenin kanlı diktatörlüğü olarak insanlığı hep tehdit etti. İpliği iyice pazara çıktığı için yığınların desteği ile erke gelmesi zorlaştığı ve askeri kalkışmalarla işbaşına geldi. Özellikle ABD’nin burnunun dibinde olan Güney Amerika ülkelerinde ABD emperyalizminin girişimleri ile halktan yana erkler alaşağı edilerek Amerika’nın güdümünde faşizmin kanlı diktatörlükleri kuruldu.

Amerikan uşağı Şili’li General Pinoşe, Salvador Allende’yi kanlı bir şekilde devirerek erki ele geçirdi. Benzer diktatörlük Arjantin’de de yaşandı ve binlerce insan uçaklardan Atlas Okyanusuna atılarak katledildi. Diğer G. Amerika ülkelerinde de benzeri uygulamalar sık sık yaşandı yaşanıyor. Bütün bu kanlı diktatörlüklerin arkasında ise ABD emperyalizmi bulunuyor.

Nitekim, 12 Eylül darbe yaptıkları gün, Amerikan yönetim erkine bilgi veren pentagon ‘’Türkiye’de bizim çocuklar darbe yaptılar’’ dedi.

Görüldüğü gibi MHP aracılığı ile sivil faşist güçleri harekete geçiren sermayenin faşizm getirmesinin olanağı bulunmadığından, askerler aracılığı ile darbe yapıldı.

Sonuç olarak bugün 12 Eylül’den çok daha kanlı faşizme yürüyor ülkeyi yönetenler.

Bir şey daha:12 Eylül faşizminin etkisinin azaldığı dönemlere rastlayan bir başka konuda sol siyasette birlik konusunda ki ısrarlı çalışmalardır. 1989’da Sovyetler Birliği’nde çatırdamalar gün yüzüne çıkmıştır. Doğu Avrupa ülkeleri birer ikişer bloktan kopmayı yaşamaktadır. Sonuç olarak gelinen noktada sosyalizm düşmanlarına ve kapitalizmin ölümüne savunucuları olan liberallere büyük bir fırsat çıkmıştır.

Sosyalizme en çaplı saldırı özgürlük adı altında liberaller tarafından yürütülmüş, bilimsel sosyalizmi savunanlara karşı görülmemiş bir ideolojik savaş başlatılmıştır. Kuşkusuz Sovyetler Birliği’ndeki yıkılışı hazırlayan gelişmelerin komünist yapılar üzerinde de büyük etkisi olmuş ve bugüne kadar bilimsel sosyalizm ve Leninist parti anlayışı çizgisinden ödün vermez görünen dünyada ve ülkemizde pek çok parti ve yapı sağa çark ederek Liberallerle tarihte hiç olmadığı kadar sosyalizmden uzağa düşerek kucaklaşmışlardır.

Ne kadar dönek sağa çark edenler olsa da Türkiye tercihini sol’dan yana yapmıştır, 27 Mayıs’lar, 12 Mart’lar, 12 Eylül’lerde bunu en açık kitlesel mücadele biçimleriyle göstermiştir. Hiç şüphesiz ki devrimci geçmişimizin tarihsel kökleri Şeyh Beddreddin’e kadar dayanır Türkiye’nin devrimcileri bölge ülkelerine de örnek olacak teorik ve pratik birikime sahiptir.

Tarihi, tarihin her döneminde olduğu gibi yine devrimciler yazacak.

Biz Türkiyeli sosyalistler de kendi sosyal kurtuluş öykümüzü yazacağız! Baskılara, zulme boyun eğmeden!

Kararlıyız da, çünkü kararlı olunmadan haklı düşüncelerin yaşama geçirilemeyeceğını biliyoruz.

İnançlıyız da çünkü sosyalizm öldü çığlıkları atanların çığlıklarını kursaklarında koyacağız. Sosyalizmin ölmediğini hiçbir zamanda ölmeyeceğini biz öyle istediğimiz için değil, gerçekler öyle olduğu için teorik ve pratik olarak yeniden başta işçi sınıfımız olmak üzere tüm emekçi kitlelerin yüreğinde bilincinde boy vereceğinin biliyoruz.

Erdalım, Kardeşim, iki gözüm!

Bizler, kim ne yaparsa yapsın, çürümüş yığınların aksine bütün insanlık değerlerini koruyanlar olarak eşyayı adıyla çağırarak her eylemimize büyük bir inanç ve ruh haliyle hazırız.

Çünkü çürüyenlerin vagon olduğu bir toplumda her şey olabilir. Devrim şartları da işte bu koşullarda yeşerir olgunlaşır.

Selam sana yeri doldurulamaz Kardeşim, Erdal Eren’ımız!

 

 

Share
628 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

5+10 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • “HAFTALIK” DEĞERLENDİRMELER: 06-13 EKİM 2018″

    18 Ekim 2018 Genel, Köşe Yazıları, Üst Haberler, Yerel

    1- Türkiye Ekonomisinin giderek zora girdiği ve ekonomik krizin toplumsal etkilerinin arttığı bu dönemde bu krize rağmen karlarını en çok arttıranlar büyük bankalar oldu. 2017 yılında bankaların karı 49 milyar TL olurken; 2018 yılının sonunda bu karın 55 milyar TL.’ ye çıkması bekleniyor. 2018 yılının ağustos ayı bankaların en çok kar elde ettikleri ay oldu. Bütün bunlar finans kapitalin Türkiye’deki gücü ve etkisini gösterirken, faşizminde finans kapitalin gücü ve iktidarını koruyan ve arttıran bir yönetim olduğunun göstergesidir....
  • YAKLAŞAN YEREL SEÇİMLER ÜZERİNE -2

    17 Ekim 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Daha önceki yazımda Belediye Başkanlığına aday olacak olanlara sorduğum sorular çoğu kişiye ütopik geldi. Yerel iktidara kim gelirse bu hizmetlerin yapılamayacak şeyler olduğunu, facebook hesabıma özelden yazarak söyleyen onlarca kişi de oldu. Bu tarz yakalaşanlar, hizmeti onlarca yıldır iki parke taşı olarak kabullenmiş gibiler. Sorduğum soruların ütopik olduğunu söyleyenler, tarihte Ordu'nun Fatsa Belediye Başkanı Terzi Fikri ve günümüzde Dersim'in Ovacık Belediye Başkanı Mehmet Fatih Maçoğlu örneklerine bakarlarsa aslında hizmet...
  • YAKLAŞAN YEREL SEÇİMLER ÜZERİNE-1

    16 Ekim 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Yerel seçimler yaklaştıkça Belediye Başkanlığı adaylığı için kulisler artıyor, kimisi de ısmarlama ödül alıyor. Yaklaşan yerel seçimler öncesinde Samandağ'da yerel iktidara talip olacak olan adaylara şimdiden birkaç soru sormak lazım. 1-Yönetim anlayışınız sadece ihale ve betona yönelik mi olacak? 2-Ajandanızda daha önce kullanılan ancak uyulmayan "halkçı belediyecilik" argümanı olacak mı? 3-Genel Merkeze biat etme kültürü ile mi yöneteceksiniz yoksa halkın talepleri doğrultusunda mı hareket edeceksiniz? 4-Turzim ilçesi olma ...
  • İNSANLIĞIN KANAYAN YARASI: ORTADOĞU

    16 Ekim 2018 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    19.YY'ın sonlarına doğru ekonomik önemi ve değeri ortaya çıkan petrol bulundu bulunalı, Ortadoğu halklarının başına bela olmuştur. Başta Fransa ve İngiltere olmak üzere bütün emperyalist ülkeler; metazori paylaşımdan pay kapmak için kudurmuş köpekler gibi bu bölge ve halklarına acımasızca işgal ve saldırıları başlattılar. Bu işgal ve saldırılar günümüze kadar devam etti. Değerli şairimiz Orhan Veli’nin bir şiirinde meşhur bir sözü vardır: “Yazık oldu nasırından ölen Süleyman Efendiye.” Bu sözü Ortadoğu’da yaşayan Arap halklarına uyarlaya...