logo

reklam
23 Ağustos 2016

EN SONUNDA ONUDA SPREYLE BOYADIK

Tartışmalı eski isim tabelasını, okunamayan ve silik harflerle kaplı yenisiyle değiştirdiğimiz Bekir Karabacak Köprüsü’ne giderken hemen Asi Nehri kıyısında karşımıza çıkıp duran bu tarihi emanet, bir doğum günü kutlamasına ev sahipliği yapmış, hem de tarihi Antakya evlerinde sık sık karşımıza çıkan haliyle…

82417Y

Sevgilerimizi diğerlerine zarar vermeden göstermeyi bir öğrensek ve öğreninceye kadar da öğrenmeye çalışanlara karşı eldekileri korumayı bilebilsek… Herşeyden  önce de onların değerini anlayabilsek… Tartışmalı eski isim tabelasını, “okunamayan ve silik” harflerle kaplı yenisiyle değiştirdiğimiz Bekir Karabacak Köprüsü’ne giderken hemen Asi Nehri kıyısında karşımıza çıkan bu tarihi emanet, o değeri anlaşıl-a-mayanların listesinde kaçıncı sırada bilinmez ama, o liste noktasında şu ana kadar yapması gerekenleri yap-a-mayan Hatay İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, son yaşananların davetiyesine bir güzel imza attı.

Sevgi Mi Nefret Mi?

Hangi yüzyıldan kaldığı kimse tarafından bilinmeyen bu taş kemerli yapının üzerini boydan boya sprey boya ile karalayanların başlığı bu defa sevgi (!) olmuş… “Seni seviyorum, iyi ki doğdun ela gözlüm…” demiş biri ama, sevgisini başka bir şeye zarar vererek gösterdiğini fark edememiş.

İsmini vermek istemeyen bir turizmci, yaşanan bu durumu oldukça gülümseten bir örnekle eleştirdi, eleştirirken de sorgulattı…

“Yurt dışına kaçırılan tarihi eserleri için sonu gelmez hukuk mücadelesi veren bir Bakanlığımız var ama, illerde onu temsil eden kurumların hali ne yazık ki ortada… Ödenekleri mi yok yoksa tarihe ilgilerimi bilinmez ama, yaşananlar trajik bir hal almaya başladı. Açıkça, Antakya’da buna benzer kurumsal hatalar o kadar çok ki, onca turizm toplantısı neden yapılır merak ediyorum o yüzden. Boşuna dememişler, ‘dostlar alışverişte görsün’ diye… Gerçekten de öyle! Durumu kurtarma peşindeyiz. Günü kurtarma peşindeyiz. Aksi olsaydı, kentin ortasında duran ve benim bile uzun zamandır merak ettiğim bu taş kemerli yapı bu halde mi olurdu? Bu haldeyse eğer, demek ki herkes vazgeçmiş… En başta da Kültür ve Turizm Müdürlüğü. Yazık, hem de çok…”

Avrupa’da Ceza Var

Tarihi ve kültürel alanlara verilen zarar konusunda hassas olan Avrupa’da, buna benzer olaylarda ciddi cezalar verilmiş, hatta bu haberler uzun bir süre kamuoyunda konuşulmuştu. En dikkati çekeni de, 2016 senesi başında İtalya’da yaşanan bir olayla basına yansımıştı.  İtalya’da, Türkiye’den giden bir Erasmus öğrencisinin, İmparatorluk Forumları’ndaki (Fori Imperiali) sütunlardan birine bozuk parayla adını yazdığı ve adliyeye çıkarılarak 200 Euro para cezası verildiği, ayrıca Roma Belediyesi’ne 2000 Euro tazminat ödemeye mahkum edildiği yönündeki haber en dikkati çekenlerden biri olmuştu.

Hangisi Tehlikeli?-

Ülkemizde tarihi eserlere yazı yazmak neredeyse bir gelenek. Antakya ise bu geleneğin öncü kentlerinden biri halini almaya başladı. Öyle ki, ulaşılmaz noktalara akıl almaz yöntemlerle isimlerini kazıyanların sayısı oldukça fazla. Peki, sadece Antakya mı? Tabi ki değil… Ani Harabeleri’nden Sümela Manastırı’na kadar pek çok kültürel mirasın üzerinde isim yazma alışkanlığında bulunan kültür varlığı zararlısı bulmak mümkün.

Peki, hangisi daha tehlikeli? Tarihi ve kültürel alanlara zarar vermeyi bir alışkanlık haline getirenler mi yoksa o alışkanlığı sadece izlemekle yetinen ve bu konuda şu ana kadar ciddi hiçbir adım atmamış olan ‘resmi’ kurumlar mı?

 

Share
305 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+2 = ?