logo

reklam

“EKMEK BAŞKA ŞEYE BENZEMEZ/EKMEĞİME DOKUNMA !”

Milli Eğitim Bakanlığı tarafından görevden alınan 11 bin 285 öğretmenin 928’i Hatay’dan. Görevden uzaklaştırılanların 803 öğretmeni Eğitim Sen üyesi, ilçemizde ise 223 üye açığa alındı.

Eğitim Sen’in Hatay genelinde etkili bir sendika olduğunu ifade eden Eğitim Sen Hatay Şubesi Sekreteri Ayhan Erkal, Eğitim Sen’in kentteki örgütlülüğünün hedefe konulduğunu ifade etti. 

Açığa alınan öğretmenlerin ağırlığını Antakya, Defne, Samandağ ve İskenderun merkezinde görev yapanlar öğretmenler oluşturuyor.

Eğitim Sen kentteki laik ve bilimsel eğitim için yapılan eylemlerde ayrıca iktidarın savaş politikalarına karşı yapılan eylem ve grevlerde aktif rol oynuyor. Özellikle 2013 yılında Suriye’ye müdahale sırasında Eğitim Sen öncülüğünde oluşturulan Suriye’ye Emperyalist Müdahaleye Hayır Platformu savaş karşıtı ciddi eylemler gerçekleştirdi. O tarihte “Savaşa hayır” adı altında yapılan eylemlere on binlerce kişi katıldı. Yine Gezi eylemleri döneminde de Eğitim Sen üyeleri önemli eylemlere imza attılar. Yine Cizre ve Kobane halkıyla dayanışma eylemlerinde de Eğitim Sen üyeleri öncü bir rol oynadı.

Bölgedeki sokağa çıkma yasaklarına karşı Türkiye genelinde 29 aralıkta yapılan iş bırakma eylemine Hatay’da yoğun bir katılım olmuştu. Grev sonrası iş bırakan 817 kişi hakkında idari soruşturma yürütülmüştü. Açığa alınan Eğitim Sen üyelerine yöneltilen suçlamalar arasında, 29 Aralık grevi de yer alıyor.

İŞ BIRAKMAK SUÇ DEĞİL

Sendikal faaliyet yürütmenin, laik, bilimsel eğitim istemenin suç olmadığını belirten Hatay Eğitim Sen Samandağ Temsilciliği, Eğitim Sen’in Hatay’da  hedef tahtasına konulduğunu, yedi kişilik sendika yönetiminde dört yöneticinin de görevden alındığı bilgisini verdi. Eğitim Sen Samandağ Temsilciliği Başkanı Cüneyt Kayıkçı, “Darbe fırsatçılığı yapılarak örgütlülüğümüz dağıtılmak isteniyor. Üyeler sendikalarının kararı doğrultusunda iş bırakır, grev yapar. Bu suç değildir. Bu suçsa sendikalar ne işe yarayacak” dedi.

Eğitim Sen Samandağ Temsilciliği Başkanı Cüneyt Kayıkçı, hukuksuzluğa karşı mücadele edeceklerini belirterek; “Öğretmen yalvarmaz, Öğretmen boyun eğmez, Öğretmen el açmaz, Öğretmen ders verir.” FAKİR BAYKURT

15 Temmuz darbe girişiminden bu yana siyasi iktidar, yıllardır birlikte iç içe oldukları ve onların referansı olmadan en ücra köye bile müdür atamadıkları, yıllardır hocaefendi” diyerek önünde el pençe durdukları Gülen Cemaatine bir başka deyişle FETÖ terör örgütüne karşı başlatılan av, cadı avına dönüşmüş durumdadır.
İlan ettikleri OHAL’e sığınarak kendilerine her kim muhalifse onları açığa alarak tasfiye etmektedir. İktidara geldikleri 2002’den bu yana kim onları eleştirmişse, kim onların politikalarına karşı sesini yükseltmişse ellerindeki medya aracılığıyla toplumun beyinleri şekillenmekte, yürütülen algı operasyonuyla takılan kimi kulplarla suçlu ilan edilmektedir.
Ulusal ve uluslar arası bütün hukuk kuralları çiğnenerek muhalif gördükleri bu insanları işinden, aşından etmektedirler. Yıllardır darbelere karşı en radikal mücadeleleri yürüten ve darbelerden en çok çeken biz Eğitim Sen’liler de bu hukuksuzluktan nasibini almıştır.
Kurulduğu günden beri ülkemizin karanlığa sürüklenmesine karşı mücadele etmiş; yurttaşlarımızın, velilerimizin daha da önemlisi çocuklarımızın daha güzel, daha özgür, daha refah, daha mutlu bir ülkede yaşamaları için eylemler örgütlemiş, sesini yükseltmiş ülkemizin aydınlık yüzü Eğitim Sen’li öğretmenler de açığa alınmıştır.
8 Eylül günü, iktidar ve işbirlikçileri ağız ve elbirliği edercesine, ülkede faşizmi kurumsallaştıracak bir kararla ve darbe bahanesiyle 14 bin eğitim emekçisi öğretmeni açığa alacağını duyurmuş, hemen ertesi gün de 11500 öğretmeni açığa aldığını ve bu sayıyı yerel muktedirlerin inisiyatifi ile 14 bine çıkaracağını ilan etmiştir.

Bu çerçevede ilimizde toplam 928 ilçemiz Samandağ’da ise 223 üyemiz, öğretmenimiz hiçbir yargı süreci işletilmeden, idari tasarrufla, yani ben öyle istedim denilerek ve keyfi olarak ve yalnızca sendikanın aldığı 29 Aralık grevine katıldığı için açığa alınmıştır.

Kulp(yani yalan, çarpıtma ve iftira) hazır. Terör… Yani adalet, ekmek, özgürlük, barış, kardeşlik, demokrasi talep etmek… Anlaşılan o ki bu güne kadar baskılar, sürgünler, gözaltına almalar ve tutuklamalar bir ülkede faşizmin kurumsallaşabilmesi için yeterli olmamış. Bu gün geldiğimiz noktada bunun da ötesine geçilmiş, hem de hiç el uzatılmayacak bir alana, ekmeğe…

Bizler Eğitim Sen olarak temel insan hakları ile ilgili sözleşmelerin bize tanıdığı hakları kullandık. Yaptığımız bütün faaliyetler yasal ve meşrudur.
Aydınlıktan yana olmaksa suç,
Barıştan, kardeşlikten, sevgiden yana olmaksa suç,
 
Mağdurların acılarını yüreğimizde hissetmekse suç,
Çocuklar ölmesin demekse suç, biz suçluyuz ve buradan haykırıyoruz ki bu suçu işlemeye de devam edeceğiz.
Lakin biliyoruz ki bunlar suç değildir. Tam tersine işi insan olan biz öğretmenlerin bunları dillendirmemesidir asıl suç olan.
Halkımız; bu gün için bu denli keyfi ve despot olabileceğini defalarca gösteren ve göstermeye devam eden her iktidarın, hele ki muhalefeti ve bir bütün olarak basını yedeklemiş iken, emin olunuz ki bu ülkede, yalan, çarpıtma ve iftira ile yasa dışılıkla ilişkilendirmeyeceği tek bir emekçi, tek bir halk kesimi kalmamıştır. Ve bu, iktidarın ihtiyacına göre yalnızca bir sıra ve süre meselesidir.
Bu gün zorbalığın her gün bir kesime, aşama aşama ve ekmeğe kadar uzanması hep bu şekilde gelişen bir sürecin yalnızca sonucudur. Bunu anlamak zor değildir. Ve özü şudur. Ya itaat et ya da terk et. Ya onursuz ya ekmeksiz. Ancak onur gibi ekmek de başka şeye benzemez.
Ekmek başka şeye benzemez. Ki bir insanı ekmeksiz bırakmak, hele ki keyfi ise, zulümlerin en büyüğüdür. Fakat vebali de öyle.
Ekmek başka şeye benzemez. Ki bir insanın elinden alınıyorsa, hele büyük bir kin ve öfke ile ve intikam duygusuyla ve yalnızca itaat etmediği için. Fakat yaratacağı karşıtı da öyle.
Ekmek başka şeye benzemez. Hele onunla tehdit edip açlıkla terbiye etmek bu denli kolaysa. Fakat Üç gün açlıktan sonra tersi de öyle.
Ekmek alın teridir, ekmek onurdur, ekmek özgürlüktür, ekmek adalettir. Ve her kim ki ona el uzatır, insanlık tarihi tanıktır, misliyle karşıtını yaratır.
Ekmeğine kastedilen bu ülkenin aydınlık yüzü öğretmenlerdir, emekçilerdir.
Ekmeğine kastedilen bir sayıdan ibaret değil binlerce ailedir. Çocuktur, gençtir, yaşlıdır, hastadır, anadır babadır ve onların rızkıdır.
Ekmeğe kulp takılmaz. Ekmeğe el uzanmaz. El uzatanlar bilsin ki Uzanan el iflah olmaz.
Halkımız, bu gün her zamankinden daha çok bir arada durma ve sıramızı beklemeden, yalan ayrışmalara aldanmadan birbirimizi sahiplenme zamanıdır. Çünkü bir ülkede sıra ekmeğe gelmişse herkese gelmiş demektir ve bu sonun başlangıcıdır.
Halk, emekçiler, adalet, eşitlik, özgürlük ve kardeşlikten yana olanlar bir tercih yapmak zorundayız. Ya her ayrıştırmayı elimizin tersi ile itecek ve bir arada direnecek ya da bu günkü ve geçici olan rahatımıza ve özgürlüğümüze aldanacak ve sıramızı bekleyeceğiz.
Ya ekmeğimizi başkasının ekmeği ile ortaklaştıracak ve büyütecek ya da açlıkla terbiyeye razı olacağız. Ya faşizme karşı omuz omuza diyecek ya da ayrışacağız.
Ya aydınlığı kendi ellerimizle ile yaratacak ya da karanlığa teslim olacağız. Bunun arası yoktur.
“Susma sustukça sıra sana gelecek ve kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiç birimiz” sloganları bu gün için kaçınılmaz olarak somutlanması gereken iki slogan olarak karşımızda durmaktadır. Çünkü artık faşizm kapımıza dayanmış ve dolabımızdaki ekmeğe kadar el uzatmaktadır. Ve ekmek başka şeye benzemez.
Bir gecede iktidar tarafından keyfi olarak ve yalnızca idari tasarrufla, yani öyle uygun gördüm denilerek ekmeği elinden alınanlar sendikamız üyeleridir ve verdikleri mücadele ekmek ve demokrasi mücadelesidir. Bunun dışında söylenen her şey yalandır. Ve bizleri ayrıştırmak içindir.
Ekmeği elinden alınan üyelerimize soruşturma dahi açma ihtiyacı duyulmamış olması, haklarında herhangi bir dava sürecinin olmaması ve bilerek ve isteyerek iktidarın bunu yargıya taşımaktan kaçınması bunun kanıtıdır.
Yani egemen iktidar kendini hem bilirkişi, hem savcı hem de mahkeme yerine koymakta ve hukuksuzluğundan, keyfiliğinden kaynaklı yargısız infaz yolunu tercih etmektedir.
Biz Eğitim Sen’li öğretmenler olarak daima öğrencilerimizin, velilerimizin, halkımızın yanında her koşulda var olacağımızı buradan bir kez daha deklere ediyoruz.
Çocuklarımızın ekmeğine yaptığınız bu saldırıya boyun eğeceğimizi sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Biz tarihsel birikimimizden, bizden önceki öğretmenlerimizden, Fakir Baykurt’lardan şunu öğrendik:
Öğretmen yalvarmaz, Öğretmen boyun eğmez, Öğretmen el açmaz, Öğretmen ders verir.
İşime Aşıma Ekmeğime Dokunma. Karanlığa Teslim Olmayacağız. Kurtuluş Yok Tek Başına Ya Hep Beraber Ya Hiç Birimiz. Susma Sustukça Sıra Sana Gelecek. Birimiz Hepimiz Hepimiz Birimiz İçin. Yaşasın Örgütlü Mücadelemiz” dedi.

Haber: Ümit Sağaltıcı

 

 

 

Share
2387 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?