logo

reklam
18 Ocak 2017

DÜNYA ŞAİRİ NAZIM HİKMETİN DOĞUM GÜNÜ

‘’… Giderayak işlerim var bitirilecek, giderayak.

Ceylanı kurtardım avcının elinden

Ama daha baygın yatar ayılamadı.

Kopardım portakalı dalından

Ama kabuğu soyulamadı.

Oldum yıldızlarla haşır neşir

Ama sayısı bir türlü sayılamadı…’’ diye haykıran Dünya Şairi Nazım Hikmet’in coşkulu sanatçı kişiliğini oluşturan üç öğe var:

Yurtseverliği,

225px-Nazim_hikmet

Sosyalizme inanmışlığı, TKP’nin merkez Komitesi üyesiydi- evrenselliği.

O, yapıtlarının özsuyunu, Türkiye halkının yaşamından, birikiminden ve göreneklerinden almıştır.

Nazım Hikmet’in yurtseverliği, düşmanı olduğu ve sürekli olarak savaşımını verdiği anamalcı(kapitalist) düzenin milliyetçiliğine, şovenizme ve ırkçılığa yabancıdır. Onun anayurduna beslediği sonsuz sevgisi, bütün halkların kurtuluşuna ve mutluluğuna sımsıkı bağlıdır.

Nazım Hikmet,’’KOMSOMOLSKAYA PRAVDA’’ gazetesinde en önemli makalelerinden biri olan

‘’GENÇLİĞİM YİTİRİLMESİ Mİ? Yalan! Makalesinde ,

İnsanın gençliği kimlik kartında yazılı olan rakamlarda değil, yüreğinin gençliğinde, onun çarpışındaki ateştedir. Yaşlılık, insan genç kuşakla bağıntısını yitirdiği, gençliğin ileriye gitmesine engel olduğu an başlar’’ diye yazar.

Yakınır bir de Nazım, özeleştiriden geçirir kendisini yüksek sesle..

‘’…Ülkemden ayrılmakla hata ettim. Dağlara çıkmak ve çetecilik yapmak gerekirdi. Halkının geleceği için mücadele eden insanın halkıyla canlı bir bağ içinde olması gerekir. Bugün gerçekçi olan tek yol budur. Öldürülürdük. Fakat ne çıkar bundan?  Birkaç yüz şiir daha az yazılmış, ne önemi var bunun? Ülke içinde mücadele etmek gerekir. Ben hata ettim. Buradan onlara yararlı olamazdım…’’

İşçi sınıfı bilimine, sosyalizme ve devrimci duruşunu şu cümlelerle anlatır devrimci şair  ‘’ Egemenlik hırsı taşıyanlar devrimci olamazlar, devrimcilerin egemenlik hırsı taşıyamayacakları gibi’’

Nazım’ı sarsan sayısız olaydan biri de Gürcü Şair Mayakovski’nin ‘’Hükümet Yoldaş’’ diye başlayan intihar öncesi mektubu da ceketinin cebinde 11 Nisan tarihini taşıdığı Mayakovski’nin kendinin 14 Nisanda öldürdüğü ve isteği üzerine yakılan ölü küllerinin konulduğu iki vazoyu Yazarlar kulübünde gösterildiği an’dı.

Nazım Hikmet’in yaşamı, birkaç yüzyıl değil sonsuza dek etiyle kemiğiyle duyumsamış devingen bir kafanın, dost bir yüreğin öyküsüdür.

O yaşamı boyunca bütün halklara sevginin, dostluğun, aydınlığın, güzelliğin anlamını söyledi. Hangi yapıtını alırsak alalım, onun insanlara yönelik sıcak sesini duyarız. Şiirleri, mutluluk ve özgürlük için vuruşulan kavgada insanları pusatlandırmaktadır.

Neruda’nın deyişiyle, ‘’Bir orman gibi gür sesli türkücü’’nün şiirleri, türkü tadında söylenegelmekte… İnsanlığa, ilerici güçlere sevgiyle, sömürücülere, savaş kışkırtıcılarına tiksinerek söylenen bu yüce ezgiler hiç bitmeyecek.

Nazım Hikmet 115 yıl önce (15 Ocak 1902) Selanik’te dünya’ya geldi.3 Haziran 1963 sabahı saat 06.30’da gazetesini almak üzere2. Kattaki dairesinden apartman kapısına yürümüş ve tam gazetesine uzanırken geçirdiği kalp krizi sonucunda yaşama veda etmiştir. Ölümü üzerine Sovyet Yazarlar Birliği salonunda yapılan törene yerli yabancı yüzlerce sanatçı iştirak etmiş ve tören siyah beyaz olarak kaydedilmiştir. Ünlü NOVO- DEVİÇYE MEZARLIĞI’NDA gömülüdür.

Doğum günün kutlu olsun mavi gözlü sevdalı şairim iki gözüm!

‘’ 1902’de doğdum

Doğduğum şehre dönmedim bir daha

Geriye dönmeyi sevmem

Üç yaşımda Halep’te paşa torunluğu ettim

On dokuzumda Moskova Komünist üniversite öğrenciliği

Kırk dokuzumda yine Moskova’da Tseka- parti konukluğu ve on dördümden beri şairlik ederim…’’

Kaynak: Vera Tulyakova Hikmet- Nazım’la söyleşi cem yayınevi.

Ekin Sanat Dergisi.

 

Ümit Sağaltıcı

 

Share
266 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+7 = ?