logo

reklam
12 Eylül 2017

“DERDİMİZ, KARARTILMAYA ÇALIŞILAN GERÇEKLERE IŞIK TUTMAKTIR”

 

 

İlçemiz başarılı kadın Avukatlarından Şükran Dağ Cabir, geçtiğimiz hafta İlçemiz Kaymakamı Dr. Cahit Çelik’in önderliğinde kıyı kenar çizgisi gerçekleşen toplantı sonrası değerlendirmede bulundu. Açıklamasında ‘Uluslar arası sermayenin, kıyı talanı yönündeki kaygılarımızı dile getiren yazılarımız Sayın Kaymakam tarafından  “saçma- sapan”  olarak nitelendirilmiştir’ diyen Av. Şükran Dağ Cabir, konu ile ilgili ısrarlı konuşmalarının sebebinin yıkım kararı olduğunun altını çizdi.

Yaptığımız Açıklamalar Mahkeme Kararlarına Gölge Düşürme  Değil, Karartılmaya Çalışılan  Gerçeklere Işık Tutmaktır…

Avukat Şükran Dağ Cabir konuşmasının devamında, ” Samandağ Kaymakamlığı’nın 07.09.2017’de kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesi ile tapuları iptal edilen vatandaşlarla yaptığı toplantıda yabancı sermaye ortalığında kıyı sahil şeridinde uluslararası yatırımların yapılabileceği, Kıyı Kanunu’nda 2016 yılında yapılan bir değişiklik ile bunun yolunun açıldığı yönünde yaptığım açıklamalar Sayın Kaymakam tarafından mahkeme kararlarına gölge düşürmek olarak değerlendirmiş uluslar arası sermayenin kıyı talanı yönündeki kaygılarımızı dile getiren yazılarımız Sayın Kaymakam tarafından  “saçma- sapan”  olarak nitelendirilmiştir.

Öncelikle şunu belirtmekte fayda var ki Sayın Kaymakam, kıyı kenar çizgisi içinde kaldığı gerekçesi ile açılan tapu iptal davalarının ilk etabı kesinleşeli yıllar oldu, 2. Etabın büyük çoğunluğu ise 2013 yılı itibariyle kesinleşti. Mahkeme kararlarına gölge düşürmek gibi bir niyetimiz olsa idi 2017 yılını beklemezdik.

Neden şimdi derseniz bizi de sizin gibi harekete geçiren konu “yıkım”…

Toplantıda da ifade etmeye çalıştığım üzere beni endişelendiren mahkeme kararlarının uygulanması değildir. (Kaldı ki hali hazır mahkeme kararları tapu kaydının iptaline dönük olup  yıkıma ilişkin bir hüküm  de yoktur.) Beni endişelendiren sayın kaymakam 12 km uzunluğunda,eski bir limanı da bulunan,  tamamı kum ve ülkenin neredeyse tek bakir sahili olan sahilimizin ulusal veya uluslararası  sermayenin iştahını kabartması ve  talan edilmesi olasılığı… Sizin saçma sapan olarak değerlendirdiğiniz bu olasılık ne yazık ki düşük bir olasılık değil….Siz, “ben engel olurum, izin vermem” dediniz ama sayın kaymakam ,memurluğunuz bu ilçede baki mi ? Sit alanlarına , türbelerimizin dibine, orman vasfındaki arazilere rüzgar enerji santralinin kurulmasına engel olabildiniz mi? Güzelim  Kel Dağı’nın sülietini mahveden radar üssünün kurulmasının karşısında durubildiniz mi? Sayın kaymakam “ bu yapılar yapılılırken , ben burda değildim” demeyiniz , zira olsaydınız bile ne sizin ve ne de bizlerin yasaya karşı gelme gibi bir lüksümüz yok. Nasıl ki bu yapılar dayanağını yasalardan alarak dikildiyse güzelim Samandağ’da , yarın bir gün sahilde 5 yıldızlı oteller, petrokimya fabrikaları, nükleer enerji santralleri de  dayanağını yasadan alarak kurulabilirler… Kıyı Kanunu’na 2016 ‘da getirilen istisna bunun önünü açmakta malesef….

04.06. 2016 ‘da TBMM’nde kabul edilen 6719 syl. torba yasa ile 3621 syl.Kıyı Kanunu’nun yapılaşmaya ilişkin sınırlandırmalar getiren hükümleri  değiştirildi. 6719 syl. yasanın 2. Maddesini aynen yazıyorum sayın kaymakam:

MADDE 2 – 18/12/1981 tarihli ve 2565 sayılı Askeri Yasak Bölgeler ve Güvenlik Bölgeleri Kanununa 27 ncimaddesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki 27/A maddesi eklenmiştir.

“MADDE 27/A – Askeri yasak bölgeler ve güvenlik bölgelerinde veya ülke güvenliği ile doğrudan ilgili Türk Silahlı Kuvvetlerine tahsisli ve fiilen kullanımında olan araziler, harekat ve savunma amaçlı yerlerdeki tesisler (konut ve sosyal tesisler hariç) ile özel güvenlik bölgesi ilan edilen yerlerdeki tesisler, rafineri, petrokimya tesisleri ve eklentileri ile nükleer santral projeleri kapsamında yapılması öngörülen tesis ve faaliyetler hakkında 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununun kıyılar, sahil şeritleri, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan arazilere ilişkin yapı ve yapılaşmaya dair sınırlayıcı hükümleri ile 3 üncü maddesi hükümleri ve nükleer santral projeleri kapsamında yapılması öngörülen tesis ve faaliyetler hakkında 26/1/1939 tarihli ve 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanunun sınırlayıcı hükümleri uygulanmaz.”

Madde gerekçesini de aynen yazıyorum:

Madde 2- Maddeyle, 4/4/1990 tarihli ve 3621 sayılı Kıyı Kanununda yer alan kıyılar, sahil şeritleri, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan arazilere ilişkin sınırlayıcı hükümlere istisnalar getirilmiştir. Buna göre; askeri yasak bölgeler, askeri güvenlik bölgeleri veya ülke güvenliği ile doğrudan ilgili, Türk Silahlı Kuvvetlerine ait araziler, harekat ve savunma amaçlı yerlerde (konut ve sosyal tesisler hariç olmak üzere) Kıyı Kanununun kıyılar, sahil şeritleri, doldurma ve kurutma yoluyla kazanılan arazilere ilişkin sınırlayıcı hükümleri uygulanmayacaktır. Madde ile ayrıca, yurt içinde yapılacak kamu ve özel sektöre ait hayati önemi haiz tesislerden rafineri, petrokimya tesisleri ve eklentileri ile milletlerarası andlaşma hükümleri uyarınca yapılması öngörülenler hakkında milletlerarası yükümlülüklerimizi zamanında ve tam olarak yerine getirmek amacıyla Kıyı Kanunu hükümlerine istisna getirilmektedir…

2011 yılında Türk şirketi BAYEGEN ile Arabisten şirketi ADVANCED PETROCHEMİCHAL COMPANY  ortalığında İskenderun-Adana bölgesinde 1 milyar dolarlık polipropilen üretim tesisi kurulması yönündeki yatırımın imza töreninde konuşan dönemin Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan bu tip yatırımların staratejik olarak değerlendirileceğini; %50 yatırım indirimi,arazi ve arsa indiriminden faydalanacağını, 7 yıl boyunca sigorta primlerinin devlet tarafından karşılanacağını,bina yapımı ve inşaat ile ilgili KDV’nin aynen iade edileceğini, bu tip yatırımların 5.bölge teşvikleri kapsamında değerlendirileceğini, ayrıca finansman konusunda yatırım tutarının %5’ini geçmemek kaydı ile 50 milyon TL’ye kadar faizlerin de devlet tarafından karşılanacağını söylemişti.

Sayın kaymakam, böyle bir teşvik ve  yatırıma olanak tanıyan yasal zemin karşısında büyük sermaye şirketlerinin ağzının suyunun akmadığını söylemek, bakanlık düzeyinde onay verilen ve dayanağını kanundan alan sözleşmelere karşı mülki idari amirlerinin engel teşkil edecek bir tutum içinde olmaları mümkün olabilir mi ? Güzel bir hayaliniz, hayalimiz var; kıyı kenar çizgisi içinde bulunan kamu veya özel kişilere ait yapıların yıkılarak tüm vatandaşlarımızın ve hatta doğamız üzerinde hakkı bulunan tüm canlıların eşit bir şekilde bu kıyıdan yararlanması için Samandağlılara  yaraşır bir düzenleme yapmak….

HES , RES, NES ve benzeri yatırımların doğaya ve insana ettiklerini hep birlikte gördük… En büyük kaygımız sermaye şirketlerine yeni talan alanlarının  doğacak olmasıdır….. Bu kanuda hiçbir kaygı, açıklama,eylem mahkeme kararlarına gölge düşürme olarak nitelendirilemez.. Samandağ benim ve torunlarımın ve buradaki tüm canlıların (sudaki balığın, havadaki kuşun, topraktaki solucanın) yaşam alanı…. 50 yıl, 100 yıl sonra yaşam alanımız kalması için halkı aydınlatmak, kaygılara karşı ortak tavra davet etmek aydın olmanın, insan olmanın  kadın ve ana olmanın gereğidir ve böyle olmaya da devam edecektir”dedi.

Haber-Ümit Sağaltıcı

Foto:Arşiv

 

 

 

Share
82 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

3+5 = ?