logo

reklam

ÇİLELİ BİR YAZAR: ORHAN KEMAL


Ümit Sağaltıcı
deneme01@hotmail.com

 

Sanatını insanlığa adayan, insanlığın daha iyi şartlarda yaşaması için durmadan yazan, kendisi de yazdığı insanları gibi yaşayan, onlara her şeylerine rağmen inanan büyük yazar bir mektubunda şöyle yazıyor:

‘’… Fakir, ezilmiş, zavallı, hor görülmüş halkımı ayak altına alacak romanlara milyon verseler benim için önemli değil. Halka, halkıma inanıyorum. Her türlü geriliği, zaman zaman hainliğine rağmen, suç onun değil.

Yüzyıllar boyunca ona ne verilmiş ki ne isteniyor. Oyunu, kurtlarına veriyorsa suç onun mu? ‘Akrep gibisin kardeşim’ de denebilir. Doğrudur ama onlar gene, her zaman, her şeye rağmen haklıdırlar. Geç, güç lakin akıllarını yavaş yavaş da olsa başlarına toplayacaklar ve bizzat kendilerinden başka onlara yar olanın bulunamayacağına anlayacaklar bir gün.

Ben buna inanıyorum…’’

Orhan Kemal ülkemizin yüzakı roman ve öykücülerindendir. Ölümünün üzerinden 47 yıl geçmiş olmasına karşın egemen güçler onun unutulması için ellerinden geleni yapmıştır.

Genç kuşaklar bugün onun adını anımsamakta zorlansalar da o, hep biz sosyalistlerin belleğinde kalacak ve yarınlara coşkulu ve sosyalizme olan inançlı haliyle aktarılacaktır. Biz sosyalistle, örgütlü bir sanatçı olan Orhan Kemal’in eserlerini ve yaşam öyküsünü çok iyi biliyoruz. Bizim için onun yazdıklarından çıkarılacak dersler hiç de az değildir. Bu yüzdendir ki, Orhan Kemal’in üstüne burjuvazi hep bir sis perdesi çekmek istemiş, onun yapıtları sinemaya aktarılıp ilgiyle izlenmesi gerekirken bu yönde dişe dokunur bir çalışma da olmamıştır. 2010 yılında Kanal D TV’de yayınlanan ’HANIMIN ÇİFTLİĞİ’ Orhan Kemal’in yapıtlarının ölümsüzlüğüne en iyi örnektir.

Gerçekçi Türk Edebiyatının ölümsüz ustası Orhan Kemal’i gelecek kuşaklara tanıtmak ve yaşatmak için Orhan Kemal Kültür ve Sanat Merkezi olarak, Orhan Kemal wep sitesini ve Orhan Kemal Müzesini açılmıştır.

Ölümsüz usta bakın ne diyor: ‘’Sanatımın amacı… Şöyle özetlemekte bir sakınca var mı acaba? Halkımızın, genel olarak da insan soyunun müspet bilimler doğrultusundaki en bağımsız koşullar içinde, en mutlu olmasını isteme çabası.  Ünlü Lincoln’ün demokrasi tarifi gibi: Halkın, halk için, halk tarafından yönetimi der o. Biz de neden şöyle demeyelim?

‘’İnsanlığın, insanlık tarafından, insanlık için yönetilme çabası adına sanat.’’

Orhan Kemal’in yaşam öyküsüne gelince:

15 Eylül 1914’te Adana’nın Ceyhan ilçesinde doğdu. 2 Haziran 1970’te yaşamını yitirdi. Toplumsal gerçekçi romanın usta kalemi öykü ve roman yazarı.

Asıl ismi Mehmet Raşit Öğütçü.

İlk Büyük Millet Meclisi’nde Kastamonu Mebusu olan ve seçildiği Adalet Bakanlığı’ndan 3 gün sonra istifa ettirilip nerdeyse tüm İstiklal Mahkemeleri’nde yargılanan Abdulkadır Kemali Bey’in oğlu. Babasının, 1930’da Ahrar Fırkası’nı kurmak ve gazete çıkarmak yüzünden öldürülme korkusuyla Suriye’ye geçmesi üzerine, Ortaokul son sınıfta öğrenimini yarıda bırakmak zorunda kaldı.

Bir süre Suriye ve Lübnan’da yaşadı. 1932’de Adana’ya döndü. İşçilik, dokumacılık, ambar memurluğu, katiplik yaptı.1939’da ilk şiirlerini de yazdığı askerliği esnasında, komünizm propagandası yapmak suçlamasıyla 5 yıl hapse mahkum oldu.

Kayseri, Adana ve Bursa cezaevlerinde yattı. Bursa Cezaevi’nde Nazım Hikmet’le tanışması yaşamının ve yazarlığının dönüm noktası oldu. 1943’te salıverildikten sonra Adana’ya döndü.

Amelelik, sebze nakliyeciliği, Adana Verem Savaş Derneğı’nde kâtiplik yaptı.1950’de İstanbul’a yerleşti, hayatını yazılarıyla kazandı.1966’da bir lokantadaki konuşmasında komünizm propagandası yaptığı suçlamasıyla yargılandı, beraat etti.

Yaşamının son döneminde Bulgaristan ve Romanya Yazarlar Birliği’nin davetlisi olarak, daha çok da tedavi amacıyla Sofya’ya ya gitti.

2 Haziran 1970’te Sofya’da tedavi edildiği hastanede beyin kanamasından öldü. İstanbul’da Zincirlikuyu Meazrlığı’nda toprağa verildi.

Usta kalemin eserleri:

Öykülerinin bazıları

Ekmek kavgası 1949, Sarhoşlar 1951, Çamaşırcının kız 1952, 72. Koğuş 1954, Grev 1954, Arka Sokak 1956, Kardeş Payı 1957, Babil Kulesi 1957, Dünyada Harp Vardı 1963,

Romanları: Baba Evi 1949, Avare Yıllar, 1950, Murtaza 1952, Cemile 1952, Bereketli Topraklar Üzerinde 1954, Suçlu 1957, Devlet Kuşu 1958, Vukuat Var 1958, Gâvurun Kızı 1959, Dünya Evi 1960, Hanımın Çiftliği 1961, Gurbet Kuşları 1962 romanların bazıları…

Oyunları, anı çalışmaları, inceleme çalışmaları röportajları ve aldığı ödülleri.

Eserlerinin hemen hepsinde toplumsal yapıdaki çelişkileri ustaca vurguladı. Güçlü gözlem gücüyle, özgün ve yalın anlatımıyla hala çok okunan ve sevilen eserler yarattı. Eserlerinde hızlı bir olay akışı ve devingenliğin yanı sıra ‘’diyaloglara’’ ağırlık verdiği dikkat çeker.

Sanatının olgun döneminde daha çok Adana yöresindeki toprak ve fabrika işçilerini konu aldı.

Çukurova’nın toplumsal ekonomik yapısındaki değişimin yöre halkı üzerindeki etkilerini inceledi.

Ümit Sağaltıcı

 

Share
343 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

2+6 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SURİYE Ülke Genelinde Durumlar Normal

    03 Ocak 2018 Köşe Yazıları

        İran İçişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Zulfikari ülke genelinde durumların gayet sakin olduğunu, son olarak bir kısım bölgelerde yaşanan kaosun yakın bir süre içinde sona ereceğini belirtti. İranlı yetkili Şura Meclisinin bir kısım göstericilerin şiddet ve kaos eylemlerinde bulunmalarıyla durumları yatıştırmak ve kontrole almak için etkin icraatlar aldığını ifade etti. Isfahan İl Emniyet Müdürü Yardımcısı Kahdreycan Kentinde bir polisin yakıldığı yönündeki haberlerin aslı gerçeği olmadığını belirtti. Teröristlerin İh...
  • KURAN KURSUNDA ÖRENCİLİK GÜNLERİM

    03 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Kuran’ı Kerim dersleri almak için Deniz Mahallesi halkından ve aynı mahallede yaşayan Hilal Hocanın yanına gönderdiler beni. Kurs yeri; Şimdiki Girne Caddesinin Tünel caddesiyle kesişme noktasından denize doğru 300metre mesafede sol yanda bir ara sokakta olup, Girne Caddesinden 100m. Solda bir yerde idi. Hocanın Edip, Süleyman ve Mehmet Selim adında üç erkek çocuğu var. Süleyman İlkokul 4. Sınıfına devam ediyordu. Diğerleri okula gitmiyordu. Süleyman, Okulda yaşadıklarını bizlere de yaşatıyordu. Örneğin; Öğretmenden dayak yese, birimize dayak a...
  • İÇ SAVAŞ HAZIRLIKLARI

    03 Ocak 2018 Köşe Yazıları

     Geçen haftaki yazımda; anayasanın nasıl askıya alındığını, yorum gerektirmeyecek derecede açık olan hükümlerinin nasıl yok sayıldığını elimden geldiğince izah etmiştim. Bu hafta da gündemdeki “iç savaş yasası” olarak nitelendirilen ve OHAL KHK’sı ile düzenlenen “ultra-mega” afa değineceğim. İçeriğinden ve ülkeyi nasıl bir duruma sokcağından çok, işin hukuki boyutunu anlatacağım. Yazmadan af müessesinin ülke tarihinde nasıl uygulandığını bir araştırayım dedim; bizden öncekiler nasıl uygulamışlar neler yapmışlar falan filan. Konuyu ele alan a...
  • 2018’E DAİR…!!!

    02 Ocak 2018 Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Sevgili dostlar, Yeni bir yıla girdik...  Her seferinde olduğu gibi, yeni yılın güven, barış ve huzur dolu bir yıl olmasını elbette ki dileyeceğiz ancak, yarının karanlığını şimdiden haber eden, iç açıcı olmayan bir süreçten geçtiğimizi de görmezden gelemeyiz maalesef... Bunun için dayanışmamız şart... Dayanışma diyorum... Çünkü güven, barış ve huzuru tesis etmenin bana göre yegane yolu dayanışmadan geçiyor... Günümüz emperyalizminin, böylesi bir dayanışmayı tesis edememiş apolitik toplumları bölüp parçalayarak, esarete mahkum eder...