logo

reklam

“ÇAY” NEHİR’İ TEMİZLEYEBİLİR Mİ?


Uzm.İnş.Müh. Habip YAPAR
hbpypr@hotmail.com

Uzm.İnş.Müh.Habip YAPAR

                                                                                                        hbpypr@hotmail.com

“Çay” denince aklımıza, 1968 yılındaki  şiddetli yağmurlar gelirdi.

1972 ve 1978’de tekerrür eden şiddetli fırtına ve 1980’deki doğal afet gelirdi.

Doğal mecrasındaki “ÇAY” tüm bu vahşi doğa şartlarına başkaldırmış, boyun eğmemiş, debisinde azıcık yavaşlama olsa da, yatağından, yolundan sapmadan, savrulmadan, kirlenmeden, çamura bulaşmadan yoluna devam etmişti.

Arada sırada, bazı kirli kanallarla güç birliği yapmıştı, ama  ne çok  kirlenmiş,  ne de çok kirletmişti.

Bazen önündeki kirli taşları sürükleyerek, hatta bazen sendeleyerek, ama  arada bir Yola Beraber Çıktığı,  akarsu berraklığındaki içilebilir suları, yol kazasıyla geride Unutup yoluna devam ettiği de olmuştu.

”ÇAY” daki  akarsunun kendisi, Gökyüzü kadar ak olmasa bile, “Kanalizasyon Suyu Kadar Kirli  “NEHİR” lere hiç bir zaman bulaşmamıştı.

1995 yılında zirveye çıkmış, sıcak havalarda buharlaşan oksijeniyle,  doğayı kirleten Sanayi ve Ticaret artıklarının yaydığı karbondioksiti, kirli havayı, başta Çukurova olmak üzere Birlikte savrulduğu,   Ortadoğu’nun, Hatay ve Samandağ’ın, insana can veren, “Hep Aynı Yönde Esen” Yarıkkaya  şiddetindeki, temiz ve mis gibi havasıyla savurmaya , değiştirmeye çalışsa da;

Bu hava değişikliğini  tamamlamaya,   kızıl ormanların, masmavi suların, “ÇAY” ların  rüzgar gibi insanların ruhunu okşayan, ömrüne ömür katan,  ak oksijenini kalıcı hale getirmeye ömrü  el vermemişti.

Yokuşları zorlu ve uzun, inişleri hızlı ve kısa sürmüştü.

Yağmur ve Fırtınalar “ÇAY” ı arada bir yavaşlatsa da onu yatağından saptırmaya hiç  yetmemişti.

“ÇAY” önüne gelen engelleri bir bir yıkarak, doğal mecrasında, bazen yokuş tırmanarak, bazen iniş aşağı yuvarlanarak, akmaya devam etti.

Kendisine yapışmayan, ama suni olduğu için de kendisine pek yakışmayan,   çamurları önüne çıkan taşlara, kayalara daha şiddetli, geldiği gibi savurarak, Sırtını da “DENİZ” e dayayarak genç ve dinamik bir  BAY gibi Kalarak  insanlık için akıntısına devam etti.

Tam da tertemiz içilebilir ötesi bir berraklıkla, kirlenmeden yolun sonuna doğru yaklaşırken, hatta kendisinin mayasındaki “SERVET” değerindeki, “MOLLA” gibi sakin ve huzurlu, yeni Berrak akarsulara Babalık yaparken, Yolu birden;

Hatay ilini ve Samandağ ilçesini ikiye bölen,  bin bir güçlük ve emekle, ovada ve  kıyıda yapılan meskenleri, binaları, işyerlerini, turizm tesislerini yıkmaya çalışıp, arazileri sahiplerine yar etmeyen,  insanlara zarar veren,  insanları birbirine düşüren, kopartan,   Doğduğu Yere göre Ters Yönde Akan  Asi Nehri  adındaki Kirli bir “NEHİR” le  kesişti.

“ÇAY” ak ve ak olduğu kadar duru ve berrak bir akarsu olan “SERVET” ni kirleteceğini hesap edemeden,  doğal mecrasından çıkarak,  kirli “NEHİR” e doğru akmaya başladı.

Büyük badireler ve fırtınaları zamanında atlatmanın kendisine verdiği öz güvenle, ben bu Kirli ”NEHİR” i mayaladım mı, temizlerim, “SERVET” imle beraber, yoluma öyle devam ederim dedi, ama;

“NEHİR” o kadar kirli ki, yağmurlar bile “ÇAY” ı uyarmak için,  artık yağmaz, fırtınalar artık esmez oldu.

 “ÇAY”, farkında olmadan, “NEHİR’ i temizlemek, aklamak, paklamak için “NEHİR” e daha çok Yaklaşır , Bulaşırsa, Hele Karışırsa, yıllarca koruduğu berraklığını, duruluğunu ve  Pırlanta değerindeki  “SERVET” ini,   kaybedecek.

Zira görünen köy kılavuz istemez!

Çünkü, “NEHİR” o kadar Kirli ki, onu “ÇAY” değil, “DENİZ” bile Zor Temizler.

Hatta “NEHİR” vidanjörlerle temizlenip, Fosseptik Çukurları’ na doğru süpürülmezse

ÇAY” ı bırakın “DENİZ” i bile Kirletecek!

Benden söylemesi.

GÜNÜN SÖZÜ;

İlmik İlmik, Bedeller Ödeyerek, Alın Teri, El Emeği, Göz Nuru İle Ördüğünüz İğne Oyasını;

Kirli Nehir’ lerin Üstünü Örtmek İçin Kullanırsanız, İlk Sevabınızla Değil, Son Günahınızla Hatırlanırsınız!

NOT: MİHENK  TAŞI:: Gümüş ve Altın Alaşımlarının Kalitesini, Sahte Olup Olmadığını  Test Etmekte Kullanılan Taş.

Share
710 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+1 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • DERDİNİ MARKO PAŞAYA ANLAT

    12 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler

    Türkçe dilinin hazinesi Anadolu kültürel zenginliklerine tarih boyunca, toplumsal ve sosyal hayatına renk katan genellikle espri unsuru olan deyimler vardır. Her deyimin tarihsel birer kökü, olayı ve öyküsü vardır. Bunlar halk kültürünün içinden kopup gelen canlı ruhlu manevi hazinelerimizdir. Yazımızın başlığına konu olan Marko Paşa, Sultan Abdulaziz zamanında yaşamış ünlü bir Rum hekimmiş. Aynı zamanda devletin bürokratik kademelerinde de bulunmuş. Marko Paşa halk arasında çok kısa sürede ünlü olmuş çünkü kimseyi başından savmaz,...
  • ALEVİLERİN YAŞADIĞI İNSAN HAKLARI GASPININ ÖTESİNDE

    12 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler

      10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü vesilesiyle siyasi partiler, çeşitli sivil toplum kurumları devletin insan hakları karnesini açıkladılar. Karne berbat. Karnenin gösterdiği kadınlar, LGBTİ+ özneler, Aleviler, sosyalistler, işçiler, Kürtler, demokratlar, aydınlar her türlü devlet zorunu sistematik olarak yaşamış. Bu da geçtiğimiz günlerde Malatya’da evi işaretlenen Zeynep Çelikkanat’ın “Başımıza ne geldiyse devletten geldi” sözlerini doğrulamakta. Rakamlar ürkütücü. CHP İstanbul Milletvekili Sezgin Tanrıkulu’nun insan ha...
  • “GİDİCİ’ LER”

    11 Aralık 2017 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler

    Ülkelerin iyi yönetilmesi, ekonomik kaynakların doğru kullanılmasına bağlıdır. Her toplumun, kendisini iyi yönetme iddiasında olan kişileri ve onların eko- politik yaklaşımlarını iyice değerlendirmesi gerekir. Halkın, kendisini yönetmesi için seçtiği kişiler; ilk olarak büyük ekonomik güce hakim olurlar. Kimileri sahip oldukları bu kaynakları, şahsi kaynakları gibi düşünmekte ve buna göre tasarruflarda bulunmaktadırlar. Kimileri de bu kaynakları halkın bir emaneti olarak görmekte ve buna göre tasarruflarda bulunmaktadırlar. Kimileri, hal...
  • PERSPEKTİF (BAKIŞ AÇISI)

    27 Kasım 2017 Köşe Yazıları, Tüm Manşetler

      ‘’Perspektif’’, resim sanatında kullanılan bir yöntem, bakış açısı olarak da bilinir. Üç boyutlu olarak  algıladıklarımızı, yüzeye  aktarırken gerçeğe en yakın hali ile çizmektir. Bir sınıfta öğrencilere;  ‘’Bulunduğunuz yerden öğretmen masasını çiziniz.’’ dediğiniz zaman her birinin farklı bir çizimi olacaktır. Ön sırada oturan ve öğretmen masasının karşısında olanlar; sadece öğretmen masanın çizerken;  arka sıralara doğru gittikçe öğrenciler önlerinde olan ve bakış açılarına giren her şeyi çizmek zorunda kalacaklardır. Bazıla...