logo

reklam
16 Ağustos 2016

“BİR MEVSİM AÇ OLACAĞIZ, HER MEVSİM ONURLU OLMAK İÇİN”


Evgin Dağ
deneme15@hotmail.com

Suriye..

“Bir Mevsim Aç Olacağız, Her Mevsim Onurlu Olmak İçin” şiarının vücuda gelmiş hali.

Suriye…

Yedi bin yıllık bir tarih. Üzerinde yüzlerce kavim yaşadı; bir o kadarı da göç etti. İşgalci ülkelere hiçbir zaman başeğmedi.

Suriye…

Toprağının çoğu kızıldır; bereketli tarım alanları, su havzaları, petrolü ve doğal gazı ile zengin bir coğrafya.

Suriye…

Tarihinin, üzerinde yaşamış halkalarının, yer altı üstü zenginliklerinin yanı sıra zengin bir kültür, din ve ırk mozaiğine sahip bir kadim uygarlık.

Suriye…

Bereketli coğrafyası ile tarihler boyu emperyalizmin iştahını kabartan, işgaline maruz kalan, yağmalanan, kan gölüne çevrilen bu kadim uygarlık, sayısız katliamlara maruz kalsa da aç kalsa da hiçbir zaman onurunu çiğnetmedi.

Beş yıldır süren emperyalist saldırı karşısında yine binbir tecrübe edinen bu kadim uygarlık, savaş sahasında tarihinden de aldığı feyz ile çelikleşen bir iradeye sahip oldu.

Ticaretin başkenti Halep, tarihi eserlerin merkezi ve kraliçe Zennubya’nın evi Hums, Hz.İsa’nın yirmi yıl yaşadığı kadim kent Malula ve diğer önemli kentlerde beş yıldır canı pahasına emperyalizmin beslediği paramiliter çetelere karşı savaşan Suriye’nin evlatları, aç kalmalarına rağmen çelikleşen iradeleri ile diz çökmeyerek onurlarını yitirmiyorlar, şehit de oluyorlar.

Aç ama onuru ile şehit olan binlerce ehl-i Suriyelinin kanı üzerinden kendini kahraman göstermeye çalışan soytarılar da var bu kadim uygarlıkta. Bu soytarılar, bu kadim uygarlığın birer yüz karası olarak Suriye’nin sırtında bir kambur olmaya devam ediyorlar.

Beş yılın sonunda gelinen zaman, aç kalan ama onurunu çiğnetmeyen Ehl-i Suriyelilerin silkinip bu kamburları sırtlarından atma zamanı artık.

Zira “Bir Mevsim Aç Olacağız, Her Mevsim Onurlu Olmak İçin” şiarının vücuda gelmiş hali olan Suriye’de bu kamburlara yer yok, olamaz da!

 

 

 

Share
403 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

6+9 = ?

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÖŞE YAZILARI

  • SURİYE Ülke Genelinde Durumlar Normal

    03 Ocak 2018 Köşe Yazıları

        İran İçişleri Bakan Yardımcısı Hüseyin Zulfikari ülke genelinde durumların gayet sakin olduğunu, son olarak bir kısım bölgelerde yaşanan kaosun yakın bir süre içinde sona ereceğini belirtti. İranlı yetkili Şura Meclisinin bir kısım göstericilerin şiddet ve kaos eylemlerinde bulunmalarıyla durumları yatıştırmak ve kontrole almak için etkin icraatlar aldığını ifade etti. Isfahan İl Emniyet Müdürü Yardımcısı Kahdreycan Kentinde bir polisin yakıldığı yönündeki haberlerin aslı gerçeği olmadığını belirtti. Teröristlerin İh...
  • KURAN KURSUNDA ÖRENCİLİK GÜNLERİM

    03 Ocak 2018 Köşe Yazıları

    Kuran’ı Kerim dersleri almak için Deniz Mahallesi halkından ve aynı mahallede yaşayan Hilal Hocanın yanına gönderdiler beni. Kurs yeri; Şimdiki Girne Caddesinin Tünel caddesiyle kesişme noktasından denize doğru 300metre mesafede sol yanda bir ara sokakta olup, Girne Caddesinden 100m. Solda bir yerde idi. Hocanın Edip, Süleyman ve Mehmet Selim adında üç erkek çocuğu var. Süleyman İlkokul 4. Sınıfına devam ediyordu. Diğerleri okula gitmiyordu. Süleyman, Okulda yaşadıklarını bizlere de yaşatıyordu. Örneğin; Öğretmenden dayak yese, birimize dayak a...
  • İÇ SAVAŞ HAZIRLIKLARI

    03 Ocak 2018 Köşe Yazıları

     Geçen haftaki yazımda; anayasanın nasıl askıya alındığını, yorum gerektirmeyecek derecede açık olan hükümlerinin nasıl yok sayıldığını elimden geldiğince izah etmiştim. Bu hafta da gündemdeki “iç savaş yasası” olarak nitelendirilen ve OHAL KHK’sı ile düzenlenen “ultra-mega” afa değineceğim. İçeriğinden ve ülkeyi nasıl bir duruma sokcağından çok, işin hukuki boyutunu anlatacağım. Yazmadan af müessesinin ülke tarihinde nasıl uygulandığını bir araştırayım dedim; bizden öncekiler nasıl uygulamışlar neler yapmışlar falan filan. Konuyu ele alan a...
  • 2018’E DAİR…!!!

    02 Ocak 2018 Genel, Köşe Yazıları, Tüm Manşetler, Üst Haberler, Yerel

    Sevgili dostlar, Yeni bir yıla girdik...  Her seferinde olduğu gibi, yeni yılın güven, barış ve huzur dolu bir yıl olmasını elbette ki dileyeceğiz ancak, yarının karanlığını şimdiden haber eden, iç açıcı olmayan bir süreçten geçtiğimizi de görmezden gelemeyiz maalesef... Bunun için dayanışmamız şart... Dayanışma diyorum... Çünkü güven, barış ve huzuru tesis etmenin bana göre yegane yolu dayanışmadan geçiyor... Günümüz emperyalizminin, böylesi bir dayanışmayı tesis edememiş apolitik toplumları bölüp parçalayarak, esarete mahkum eder...