logo

reklam
20 Ağustos 2016

ALEVİLİK TARİHİNDE ŞAİRLER

Arap Alevilerin büyük Seyyidi Hüseyin bin Hamdan el Hasibi’nin manevi oğlu ve Hamdani Hükümdarı Seyfüddevle’nin (Devletin  Kılıcı) baş komutanı, saray şairi ve amcasının oğlu olan Ebu Firas’ın Anadolu’nun içlerine kadar ilerleyip Bizans ordularıyla çarpışıp esir olduktan sonra esarette  yazdığı bir kasidesi:

“Allah’ın korumadığı kişi parçalanıp dağılır,

Allah’in aziz kılmadığı da zelil olur.

arap

(Mızraklarla) kavmimin şerefini savunur ve övünürüm:

Öyle ki ;

bana karşı övünecek kimsenin kalmadığını görürüm.

Bizi bütün Suriye’den ve Bizans hükümdarlarının

savaşçılarından sorun.

Düşmanlarının en kötüsü, savaşmadığın düşmanındır.

Dostlarının en iyisi de akraba olmadığındır.

(Gelip geçen) günler ve (karşılaştığım) insanlar sayesinde

tecrübem arttı. (İnsanları) tecrübe ettim, tecrübelerim

beni olgunlaştırdı.

Üzülme anneciğim, Allah’ın (bize bahşettiği) gizli

lütufları var.

Allah, nice tehlikeyi bizden defetmiş ve bizleri nice

beladan korumuştur.

Sana güzelce sabretmeyi tavsiye ediyorum. Çünkü o en iyi

tavsiyedir.”

Bizans İmparatoru İmparatorluk tarihinde ilk kez bir esire yani Ebu Firas’a onun şanına yakışır bir şekilde davranmış onu esir olarak değil misafir olarak ağırlamıştır.

Ebu Firas esaretten sonra ise şu kasideyi yazmıştır;

“Bakışım düşmeden (boyun eğmeden), ateşim sönmeden

(onurum lekelenmeden) geri döndüm.

Allah’ın inayeti insanı korur.”

 

 

Share
326 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

1+1 = ?