logo

reklam
23 Ağustos 2016

ALEVİLİK TARİHİNDE ÖNEMLİ İSİMLER  BÖLÜM 1

Fotoğraf : Seyyid Hamdan El Hasibi (k.a.s)’nin mezarı/ Suriye

Alevilerin büyük Seyyidi ve Hamdani hükümdarı Seyfüddevle’nin manevi babası Hamdan el Hasibi kimdir?

12 İmamlardan sonra  sonra Aleviler bir karışıklık içinde

kaldılar.

alevilik

Elden geldiğince susmak ve gizlenmek zorunda kaldılar.

  1. İmâm Hasan el-Askerî’den sonra onun öğrencisi Seyyid Ebû Şu‘ayb

Muhammed bin Nusayr , Irak / Sâmerrâ’ya yerleşerek görevini en iyi şekilde yerine

getirmeye çalıştı. Ardından Muhammed b. Cündüb, sonra da dînî

başkanlık görevini en iyi şekilde yerine getiren Muhammed el-

Cennân el-Cünbülânî başa geçti. Bu üçünün başkanlık dönemine

denk gelen dönem Alevîler ve bütün İslâm âlemi için sıkıntı ve felâket

dönemiydi. Bu dönemde din adı altında bozgunculuk artmış, fitneler

çoğalmıştı.

Alevîler  Mâsum İmâmlar’ın başkanlığından yoksun

oldukları bir zamanda, İslâm dünyasındaki bu çalkalantıları

durdurmaya çalıştılar.

O dönemde Mısırlı büyük Alevî Seyyid Hüseyn b. Hamdân el-Hasîbî

ortaya çıktı, Alevîlerin içine onları esâret ve zillet çukurundan,

bağımsızlık ve egemenlik düzeyine yükselten o yüce rûhu üfledi.

İmâmlar’dan sonraki son bâb Seyyid Ebû Şu‘ayb Muhammed b.

Nusayr el-Basrî en-Nümeyrî Alevîlerin merciiydi.Sonra Muhammed b. Cündüb Ardından Seyyid

Ebû Muhammed Abdullâh b. Muhammed el-Cennân el-Cünbülânî,

Alevîlerin başkanı oldu. Çağının en âlimiydi; lakabları el-Âbid, ez-

Zâhid ve el-Fârisî idi. Irak Acemi’nin Cünbülâ kentinde yaşıyordu, bu

nedenle el-Fârisî diye anıldı. . Cünbülânî, Mısır’a gitti, orada büyük

Alevî Seyyid Hüseyn b. Hamdân el-Hasîbî’yi öğrencisi yaptı.

Memleketi Cünbülâ kasabasına dönünce tilmîzi(Öğrencisi) Hasîbî de onun peşinden gitti. Şer’î hükümler, felsefe, astroloji, astronomi ve

zamânın diğer ilimlerini ondan aldı. Cünbülânî’nin vefâtından sonra,

Alevîlerin dînî başkanı oldu. Cünbülânî Hicrî üçüncü asırda felsefe,

fıkıh ve çağın diğer ilimlerinde benzersizdi; ibâdet, zühd ve takvâ

konusunda çağdaşlarının en ünlüsüydü.

Cünbülânî’nin vefâtından sonra Hasîbî, Acem(İran) kenti Cünbülâ’dan

ayrılıp Irak’a gitti, en büyük etkinliklerini Bağdat’ta yürüttü. Alevîlerin

din işlerine bakarken bütün Alevî illerini dolaştı. Horasan ve Deylem

illerinden sonra Hamdani hükümdarı ve manevi oğlu Seyfüddevle’nin yanında Halep’i yurt edindi.

Hasîbî, cemâatinin din işlerini yürüteceği Halep’e yerleştiğinde o

zamana dek bağımsızlığını îlân etmiş bütün Alevî hükümdârlıkları

onun dînî egemenliği altındaydı.

Hasîbî’nin Şam’da vekilleri, hükümdârlardan ve emirlerden tilmizleri

vardı. Bunlar Büveyhoğulları, Hamdânoğulları ve Fâtımîlerdendi.

Hepsi de din ve akâit bilgilerini adı geçen bu en büyük şeyhlerinden

aldılar; ona Şeyhüddîn (dînin şeyhi) diyorlardı.

Hasîbî’den sonra iki dînî merkez ortaya çıktı. Birincisi ve en büyüğü,

başkanlığını Seyyid Muhammed b. Alî el-Cillî’nin (Hasîbî’nin

halîfesiydi) yürüttüğü Halep’deki merkez, ikincisi başkanlığını

Bağdat köprülerinin sorumlusu Seyyid Alî el-Cisrî’nin yürüttüğü

Bağdat’daki merkezdi.

Bağdat merkezi Hulâgu’nun o ünlü seferinden sonra yıkıldı. Seyyid

el-Cillî’den sonra Halep merkezi Lazkıye’ye taşındı. Buranın

başkanlığını Ebû Saîd el-Meymûn Sürûr b. Kaasım et-Tabarânî

yürütüyordu.

Hasîbî’nin dînî vekillerinden başka siyâset adamlarından da vekilleri

vardı dedik. Bu siyâset adamları şunlardı: Nâsihüddevle,

Safıyyüddevle, Muizzüddevle, Nâsırüddevle, Mecdüddevle,

Hilâlüddevle, Adudüddevle, Kerîmüddevle, Râşidüddevle,

Seyfüddevle, Nâhıdüddevle, İsmetüddevle, Emînüddevle, Sa’düddevle,

Salâhüddevle, Zahrüddevle, Kenzüddevle ve Tikrit hâkimi Alâüddîn.

Hasîbî Halep’teyken de ‘el-Hidâyetü’l-kübrâ (en büyük hidâyet, ) adlı

kitabını yazıp bunu Seyfüddevle’ye ithâf etti.

Seyyid Alî el-Cisrî, Seyyid el-Hasîbî’nin Bağdat’taki vekîliydi. Bağdat

köprülerinin sorumlusu, Kerh’teki Alevî merkezinin temsilcisi olan bu

seyyid, yirmi kez haccetmişti. Aynı şekilde Halep vekili Muhammed

  1. Alî el-Cillî bulûğa ermeden iki kez, ondan sonra da ölümüne dek

her yıl haccetmişti. Yandaşlarıyla cihâda katılmış, esir düşmüş,

Akkâ’da bir Hıristiyana satılmış, sözü edilen bu Hıristiyan onun

aracılığıyla İslâm dînine ihtida etmişti.

Bir diğeri Ebu’l-Hasan et-Tûsî es-Sağîr idi. Kendini ibâdet ve

riyâzete vermişti, nefsini sürekli oruçla terbiye etmeye çalışırdı.

Ebu’l-Hasân et-Tarsûsî el-Kebîr, dönemin başlıca yerleşim

birimlerinden biri olan Kilikya Alevîlerinin(Adana,Mersin,Antakya) büyüklerindendi.

Seyyid el-Halebî’den (el-Cillî’den) sonra, Alevî diyânetinin son genel şeyhi Seyyid Ebû Saîd el-Meymûn Sürûr b. Kaasım et-Tabarânî oldu ve Lazkıye’yi merkez edindi.Seyyid Ebû Saîd el-Meymûn(uğurlu)Sürûr b. Kaasım et-Tabarânî ‘den sonra Alevilerin genel bir şeyhi olmadı her şeyh kendi bölgesinde cemaatle ilgilendi.

 

Share
451 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

4+2 = ?