logo

reklam

AFRİN MERKEZİNE GİRDİK.

Afrin ya Türk Ordusuna, ya da Suriye Devleti yönetimine verilmelidir.

Afrin ya da “Zeytin Dalı Harekatı” 20 Ocak 2018 tarihinde başladı ve 58 gün süren bir savaş yaşadık. Bu savaşın lehinde ve aleyhinde çok yazılar yazıldı. Bu savaşın haklı mı savaş, haksız mı savaş olduğu çokça tartışıldı.

Bu bölgeyi gezerken, yazdıklarım tamamen, belgeli, fotoğraflı, görüntülü ve bütün yazdıklarımın toplamı yorum değil, oradaki yaşayan Kürtlerle, Türklerle, Araplarla görüştüm. Savaşı sürdüren, askerlerle, ÖSO güçleri ile görüştük. Orada yaşayan yaşlılarla, gençlerle, çocuklarla görüştük.

İşte 58 Gün süren bu savaşın sonunda bir zafer kazanıldı. Bu zaferin izlerini yerinde izlemek için savaşın merkezi olan Afrin’e gazeteci olarak gittik. Halen savaşın izleri taze, insanlar halen çözüm meselesinde kafaları karışık ama en azından savaş Türk Silahlı Kuvvetlerinin girdiği bölgede bitmiştir.

Cilvegözü sınır kapısındayız. Burada AFAD merkezince gazetecilerin izlemesi için bir konteynir kurulmuş, gazeteciler bu merkezden yönlendiriliyor.

Biz de bu merkezden yola çıktık. Bu merkezde bizim gittiğimiz zaman, AFAD il müdürü Ömer Akbaş ve Basın Yayın Enfermasyon Daire Başkanı Mahmut Şevket Bayram bulunuyordu. Bu merkezden basına Geçici Basın  Akreditasyon belgelerimiz buradan aldık.

Cilvegözü sınır kapısından sabah 10.30 da çıkmamız gerekirken, biraz gecikmeli olarak yola çıktık. Tabi gazeteciler biraz gecikince ses çıkarmaya başladılar. Çünkü savaşın olduğu merkezlere gidilecek ve savaşın nasıl yapıldığına ilişkin bilgi, belgeler yerinde incelenecekti.

Gecikmeli olarak yola çıktık, bizler Suriye topraklarına Reyhanlı Bükülmez, Oğulpınar ya da Kuşaklı köyleri bölgesinden girilecek derken, bizim araçlar bu bölgelerden Reyhanlı girişinden Kırıkhan ilçeye doğru ilerledi. Nedenini sorduk, pek söylenmedi ama güvenlik gerekçesi ikincisi ise savaşın sürdüğü bölgelerden geçileceği için Güntepe Hudut Karakolundan girilmesi uygun görülmüş. Bizde bu Hudut Karakolundan girdik.

Savaşın ve hava harekatının uzun sürdüğü Cinderesi yerleşim yeri.

Cinderes (Cinderesi) Afrin’in 17 kilometre güneybatısı, Hatay Kumlu ilçesinin de 18 kilometre doğusunda. Türkiye sınırının sıfır noktasına ise (Hatay hattına) 6 kilometre mesafede bulunuyor. Cinderesi, Afrin ilçeye bağlı büyük yerleşim yerlerden biridir.

Afrin önemli ilçelerden son sayımlarda nüfusun 178 bin olarak biliniyor ama daha sonraki göçlerle birlikte 750 bin rakamını biraz aşmıştır.

Bizler öncelikle Güntepe denilen hudut karakolundan girdik ve Cinderesi’ne bağlı bazı yerleşim yerlerinden geçtik. Savaş daha çok Cinderesi bölgesinde şiddetli sürdüğü kesin. Bu bölgede hemen, hemen bütün binalar iş yerleri yıkılmış ve kullanılamaz hale gelmiştir. Bu bölgede sivillerin yaşamadığını da hesap edersek, terör örgütleri burada üst kurduklarını görürüz.

Cinderesi bölgesinden geçerken, araçlarımızdan indirilmiyoruz. Halen güvenlik meselesinin olduğu, tuzaklı bombaların bulanacağı hesap edilerek, Cinderesi ve mevkinde araçlardan görüntü ve fotoğraf alıyoruz.

Gördüğümüz manzara ise pek öyle hoş değil, imarlı, modern bir şehir olan Cinderesi bir hayalet gibi görünüyor. Daha çok havadan bombalandığını görüyoruz. Çünkü binalar en üstten yıkıldığına şahit oluyoruz.

Cinderesi’nin güvenliği ÖSO’ya verilmiş. Burada ve Afrin’e kadar ÖSO silahlı askerlerin olduğunu görüyoruz. Cinderesi-Afrin bölgesinde ilerlerken ara yerde duruyoruz. Yalnız tarlalara ve yerleşim yerlerine girmemiz kesinlikle yasak olduğunu sorumlu arkadaşlar bildiriyor. Çünkü halen sokak aralarında, tarlalarda, evlerde bombalı tuzaklar olabileceği söylendi.

Cinderesi çıkışında Öcalan fotoğrafı görüyoruz. Askerler en kısa zamanda bu fotoğrafların indirileceğini belirtiyorlar. Terör örgütlerine ait afiş ve fotoğraflardan bazılarını Afrin merkezinde görüyoruz.

Cinderesi son derece temiz bir yer demiştik, imarlı ve geniş zeytin bahçeleri ile çevrili bir konumda. Zeytin bahçelerinde villa tipli geniş evlere görüyoruz.

Tarımın cinderesi ve Afrin’de son derece önemli olduğunu görüyoruz.

Zeytin bahçelerinin nizama yapıldığını, ip gibi zeytin ağaçları dizilmiş durumdadır. Bir uçtan bir uca görünüyor. Zeytin ağaçlarının 100 yıldan daha eski olduğunu dikkatimizi çekiyor. Zeytin bahçeleri öyle yapılımı ki, zeytin ağaçları arasında rahatça tarım ürünleri ekecek şekilde düzenlenmiştir.

Suriye’den getirilen zeytin yağının neden ucuz olduğunu bu zeytin bahçelerinin bakımlı olduğundan, eski olduğundan ileri geldiğini anlıyoruz. Ayrıca bu Cinderesi, Afrin merkezleri fakir olduğu doğru değil, çünkü etrafındaki yerleşim yerlere büyük tarım arazileri bulunuyor. Evler dersen, gecekondu yok gibi gayet bizim birçok kent merkezlerinden daha bakımlı, daha düzenli olduğunu görüyoruz.

Cinderesi mevkinden ayrılırken, yol boyunca Cinderesi bölgesine doğru gelen, münibüsler, traktörler, at arabaları, gibi araçları görüyoruz. Sorduğumuzda ise bunların Cinderesi köylerine döndüklerini öğreniyoruz. Afrin merkezine doğru ilerlerken, yollarda daha çok insana rastlıyoruz. Gerçi savaş öncesi insanlar kenti terk etmiş ama Türk Ordusunun gelmesi ile birlikte geri dönüşler hızlanmıştır

Afrin ilçesinin girişinde şehir görünüyor, öncelikle tepelere doğru kurulan yerleşim yerleri gözümüze çarpıyor. Türkiye’nin büyük ilçelerinden İskenderun ilçesi kadar bir yerleşim yeri. Hatta İskenderun’dan daha düzenli, daha imarlı diyebiliriz. Sokaklarına bakıyoruz, geniş, imarlı durumdalar. Tabi savaşın verdiği olumsuzluk bile şehrin güzelliğini yıkmamış.

Afrin halkının yüzde 10 Türk, Yüzde 30 Arap ve yüzde 60 Kürt nüfusundan meydana gelmektedir. Türkler ve Araplar daha çok köylerde, Kürtler ise kent merkezinde bulunmaktadır.

Türklerle, Araplarla ve Kürtlerle görüştük. Herkes Afrin’in yeniden güvenliğinin sağlanmasını sevinçle karşılaşmışlar. Hatta çocuklar Türk askerlerine karşı sevinç gösterileri yapıyorlar. Tankların üzerinde çocuklar bayrak açarak, Türk Ordusuna güvendiklerini belirtiyorlar.

Cinderesi ve Afrin ÖSO güçlerine değil, ya Türk ordusu ya da Suriye devleti yönetimine,.

Afrin’deki halk özellikle belirtiyorlar, burası ya bir süre Türk Ordusunun denetiminde kalmalı, ya da Suriye Devletinin yönetimine devir edilmelidir.

ÖSO’nun yönetimine verilmesini kesinlikle istemiyorlar. ÖSO’nun yönetimine verilmesini yeniden terör örgütlerinin buraya gelmesinin zeminin yaratılacağının altını çiziyorlar.

Reşit Hasan, Mehmet Emin, Mervan gibi bir sürü insanla görüştük. Hatta dilini anlamadığımız, kadınlar, yaşlılar, çocuklar anlattılar. Biz güvenlik içinde olmak istiyoruz. Güvenliğimizi ancak bir devlet sağlayabilir. Devlet dışındaki güçler ise bize zarar veriyor. Bizim mallarımızı yağmalıyor.

Güvenlik kuvvetlerinden bir açıklama alıyoruz. Akşam 20.00 den, sabah 06.00 kadar sokağa çıkma yasağı konuluyor. Bunun gerekçesi bazı yerlerde dükkanlar yağmalanıyormuş, yine halen ara sokaklar tuzaklarla dolu olduğunu, nerede ne zaman kurulan bombaların temizlenmediğini belirtiyorlar.

Zaten basını ise belli bölgelerde dolaşmalarını izin verildi. Ara sokakların tehlikeli olduğu için izin verilmedi.

Tanklar sürekli devriye geziyor. Ayrıca halkın güvenliği için yüksek binalarda Türk Ordusu nöbet tutuyor. Çarşıda ise daha çok ÖSO güçleri bulunmaktadır.

Halkın acil talepleri ise en başta ilaç, su ve gıda temini gelmektedir. Halen dükkanlar çalışmıyor, halen fırınlar ekmek yapmıyor.

Kızılay halka ekmek, yemek ve su ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor.

Afrin’in en merkezi yerinde Kızılay yemek arabaları halka sürekli hizmet veriyor. Bu merkez aynı zamanda emniyet müdürlüğünün ve belediyenin bulunduğu yerdedir.

İnsanlar basına dertlerini anlatmaya çalışıyor, kimse basından çekinmiyor, bir daha bu Afrin’de PKK/PYD terör örgütlerini kimse görmek istemiyor.

Terör örgütlerinin kendilerinin mallarını yağmaladıklarını, zorla çocukları askere aldıklarını, bunun ötesinde kadınlara yönelik cinsel tacizlerde bulunduklarını yazmamızı istiyorlar

Kızalay bütün yaraları sarıncaya kadar burdadır.

Kızılay Genel Başkanı Dr.Kerem Kınık, yemek dağıtım sonrası konuşmasında şunları söyledi:

“Bizim bu bölge ile kader birliğimiz var, biz bölgeye yeni gelmedik, zaten biz bu bölgedeydik, zaten biz akrabaydık, öncelikle güvenlik sağlanıyor, daha sonra her haneye yardım kolileri veriyoruz.  Gördüğünüz gibi sıcak yemekler, ekmekler dağıtılmaktadır. Yine Afrin, Fırat Kalkanı, Cinderesi, Bülbül ve diğer yerlerde tek bir hüzünlü hane bırakmayacağız. Çok çalışıyoruz, bütün eleştirileri alıp, gerekli mercilere iletiyoruz. Bu görüşleri Birleşmiş Milletlere, KIZALHAÇ ve Suriye Kızalay’na  buradaki insani ihtiyaçların giderilmesi için ortak çalışılması yönünde gayret sarf ediyoruz. Operasyon devam ederken güvenlik güçlerimiz insani yardımların gelmesi için imkan sağladı. Operasyon sırasında Kızılay, Kızılhaç ve Suriye Kızılay’ın yardım araçları  29 tırı bu bölgeye Türk Ordusunun güvenliğinde girmiştir. Biz Kızılay olarak, dünyadaki bütün yardımların bu bölgeye ulaşması için yardım yapacağız. Yardım kuruluşları arasında en itibarlı kuruluş Türk Kızılay olduğunu söylüyorum.”

Afrin merkezinde park alanında bulunan bazı heykellerin yıkıldığını görüyoruz.

Kız çocuğundan ulusal kanal ve aydınlık gazetesi muhabirine jest.

Parkta çekimler yaparken bir kız çocuğu Ulusal Kanal muhabiri Ekrem Demir’e bir çiçek uzatıyor. Çiçeği verdikten sonra sarılıp, yanaklarından öpüyor. Annesi diğer kadınlar, onun bu hareketini destekleyen işaretler yapıyorlar. Kürt olduklarını anlıyoruz ama dillerini bilmediğimizden onların söylediklerinin ne anlama geldiğini bilmiyorum. Aynı kız bu kez bana yöneliyor ve sarılıp, öpüyor, bir de resim çektiriyoruz. Kız çocuğu annesi son derece mutlu olduklarını görüyoruz.

Komutan neden afrin’de olduklarını kız çocuklarına anlatıyor.

Türk Askerleri güvenlik için tanklarla sokaklarda devriye geziyorlar. Yine ÖSO askerleri ellerinde silahlarla ana caddelerde, sokaklarda araçlarla, yaya olarak dolaşıyorlar.

Tanklar sokaklarda gezerken iki kız çocuğu tankın önünde Türk Bayrağı açarak, tankları ve askerlerin gelişlerini destekliyorlar. Askeri komutan tankı durdurup, çocukları tankın üstüne çıkartıyor, orada Türk Bayrağı ile basın ordusunu ve halkı selamlıyorlar.

Çocuklar tanktan büyük mutlulukla iniyorlar. Komutan neden burada olduklarını çocuklara anlatırken, aslında bütün dünyaya mesaj veriyor.

Komutan konuşmasında çocuklara anlattıkları aynen şöyle “Bizim burada olmamızın nedeni, terör örgütlerini temizlemek, Afrin halkının güvenliğini sağlamak, halkın yeniden eski huzura kavuşmasını sağlamaktır” diyor. Ayrıca, savaşın nedenin kendileri olmadığını, terör örgütlerine karşı savaşılmadan, barışın gelmeyeceğinin altını çiziyor. Tabi çocuklar komutanın açıklamalarına ise “sizi çok seviyoruz. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ı seviyoruz” cevabı oluyor.

Basın Afrin ve Cinderesi bölgesinden ayrılırken, halk ve askerler el sallayarak bizleri uğurluyor.

Haber Merkezi

Share
132 Kez Görüntülendi.
#

SENDE YORUM YAZ

10+1 = ?